Uzlaşma Adalet Birliği Platformu Başkanı İlyas Ataş, TCK 158, TCK 142 ve TCK 245 kapsamındaki dosyalarda uzlaşma mekanizmasının genişletilmesini talep etti. Ataş, IBAN veya GSM hattı üzerinden gerçekleştirilen işlemler nedeniyle yargılanan kişilerin hukuki durumlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Hem vatandaşın zararı giderilsin hem de mahkemelerin iş yükü hafifletilsin” dedi.
Uzlaşma Adalet Birliği Platformu Başkanı İlyas Ataş, banka hesapları ve GSM hatları üzerinden yürütülen dolandırıcılık faaliyetleri kapsamında yargılanan kişilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekerek Adalet Bakanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi yetkililerine çağrıda bulundu.
Ataş, 13. Yargı Paketi kapsamında Türk Ceza Kanunu’nun 158, 142 ve 245. maddeleri yönünden uzlaşma imkânının değerlendirilmesini talep etti. Platformun temel hedefinin, karşı tarafın zararının giderilmesi, hukuki sorumlulukların adil biçimde belirlenmesi ve yargı süreçlerinin daha etkin hâle getirilmesi olduğunu vurguladı.
“HESABINDAN PARA GEÇMESİ, SUÇU BİLDİĞİ ANLAMINA GELMEZ”
İlyas Ataş, bazı kişilerin arkadaş veya akraba güveni, esnaflık faaliyetleri, ticaret ve evde ek iş vaatleri, sahte banka görevlileri, kredi notu yükseltme girişimleri ve üniversite bursu vaatleriyle kandırılabildiğini ifade etti.
Sosyal medya üzerinden komisyon vaadiyle hesap kullandırılması ve bazı bahis işlemlerinde üçüncü kişilerin para transferlerinin hesaplara yansıması da dosyalara konu olabilen durumlar arasında yer alıyor.
Ataş, bu örneklerin her birinde olayın kendi koşullarının incelenmesi gerektiğini belirterek, hesap sahibi olmakla suçu bilerek işlemek arasında ayrım yapılmasının önemine dikkat çekti.
“BİR İŞLEM, FARKLI İLLERDE ONLARCA DOSYAYA DÖNÜŞEBİLİYOR”
Ataş’ın dikkat çektiği konulardan biri de aynı banka hesabı üzerinden gerçekleşen farklı para transferleri nedeniyle birden fazla soruşturma ve kovuşturma sürecinin ortaya çıkabilmesi.
Bu durumun kişileri farklı illerdeki mahkemelerde yargılanma, yüksek adli para cezalarıyla karşılaşma ve farklı kararlarla karşı karşıya kalma riskiyle baş başa bırakabildiğini belirten Ataş, dosyaların yoğunluk nedeniyle yeterince ayrıntılı incelenememesi endişesini de dile getirdi.
Ataş’a göre asıl fail ile suça bilerek katılmadığı ileri sürülen kişilerin rollerinin somut deliller üzerinden ayrıştırılması büyük önem taşıyor. Kamera görüntüsü, IP kaydı veya para transferi gibi bulguların tek başına değil, dosyanın bütünü ve kişinin kastıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunan Ataş, adil yargılama talebini yineledi.
“YÜZDE 50 İNDİRİM TEK BAŞINA ÇÖZÜM OLMADI”
12. Yargı Paketi kapsamında gündeme gelen yüzde 50 indirim yaklaşımının, platformun dile getirdiği bütün sorunları ortadan kaldırmadığını belirten Ataş, düzenlemenin kapsamı ve uygulanmasının her dosya bakımından farklı sonuçlar doğurabildiğini ifade etti.
Ataş, yalnızca ceza indirimiyle sınırlı bir yaklaşım yerine, zararın giderilmesini ve tarafların uzlaşmasını mümkün kılacak daha kapsamlı bir hukuki mekanizmaya ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
GENÇLERİN GELECEĞİ VE AİLELERİN EKONOMİK YÜKÜ
Ataş, dosyaların önemli bir bölümünde gençlerin bulunduğunu belirterek uzun süren yargı süreçlerinin yalnızca sanıkları değil, ailelerini de etkilediğini söyledi.
Adli sicil ve mahkûmiyet sonuçlarının kişinin durumuna göre iş bulmasını zorlaştırabildiğini, aile ilişkilerini ve ekonomik hayatını olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Ataş, yaşanan baskının bazı kişilerde ciddi psikolojik sorunlara kadar ulaşabildiğine dikkat çekti.
Ataş, bu nedenle hukuki sorumluluğun kişisel durum ve somut deliller çerçevesinde belirlenmesi, suçun niteliği ve kişinin rolü gözetilerek adil bir çözüm geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
13. YARGI PAKETİ İÇİN ÜÇ TEMEL TALEP
Uzlaşma Adalet Birliği Platformu’nun yetkililere yönelik talepleri şöyle sıralandı:
* TCK 158, TCK 142 ve TCK 245 kapsamında uzlaşma mekanizmasının genişletilmesinin değerlendirilmesi.
* Karşı tarafın zararının giderilmesine imkân tanıyan, hukuki güvenceleri koruyan ve uygun görülen durumlarda denetimli alternatifler içeren bir sistemin ele alınması.
* Zararların uzlaşma ile çözülerek mahkemelerin iş yükünün azaltılması.
Ataş, gerekli görülmesi hâlinde belirli şartlara bağlı, sicil üzerindeki sonuçları ayrıca düzenlenen ve denetimi içeren alternatif modellerin de değerlendirilmesini istedi. Bu yaklaşımın, hem zarar gören vatandaşın hakkını korumayı hem de olayın niteliğine göre adil sonuçlara ulaşmayı hedeflediğini belirtti.
“ÇÖZÜM NETTİR: UZLAŞMA, HAKTIR!”
Teknolojinin gelişmesiyle dolandırıcılık yöntemlerinin de değiştiğini belirten İlyas Ataş, hukuki düzenlemelerin günümüzde karşılaşılan yeni yöntemler ve somut olayların özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Ataş, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bizim talebimiz suçun cezasız kalması değil; gerçek zararların giderilmesi, sorumluluğun doğru belirlenmesi ve adaletin herkes için hakkaniyetli işlemesidir. Hesabı veya GSM hattı üzerinden işlem gerçekleşen herkesin aynı kefeye konulmaması gerekir. 13. Yargı Paketi’nde TCK 158, TCK 142 ve TCK 245 kapsamında uzlaşma mekanizmasının genişletilmesini talep ediyoruz. Hem zarar gören vatandaşın hakkı korunsun hem de mahkemelerin iş yükü hafiflesin. Adalet Bakanlığımızı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi yetkililerini bu konuda çözüm üretmeye davet ediyoruz.”
Uzlaşma Adalet Birliği Platformu, uzlaşma temelli çözüm önerilerinin ilgili kurumlar tarafından değerlendirilmesini ve konunun 13. Yargı Paketi kapsamında gündeme alınmasını talep ediyor.






Yorumlar