TEKNOSAB’daki Teknopark Lojistikpark projesinin temel atma töreninin ardından Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) eylül ayı ve dönemin son meclis toplantısına katılan Yılmaz, ekonomiden enflasyona, ihracattan sanayi politikalarına, sosyal konuttan gıda arzına kadar birçok başlıkta önemli mesajlar verdi.
“BURSA, AYRICALIKLI BİR ŞEHİR”
Bursa’nın Türkiye ekonomisindeki konumuna dikkat çeken Yılmaz, kentin üretim, ihracat, girişimcilik ve yenilikçilik alanlarında önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.
TEKNOSAB’daki yatırımlara da değinen Yılmaz, projeden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “TEKNOSAB gerçekten beni çok etkiledi” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, TEKNOSAB’ın yalnızca yeni bir organize sanayi bölgesi olmadığını belirterek, “Bu yeni nesil bir organize sanayi bölgesi” dedi. Bursa’nın Türkiye’nin ilk organize sanayi bölgesi deneyimine ev sahipliği yaptığını hatırlatan Yılmaz, “İnşallah yeni nesil ilk OSB de yine Bursa’dan çıkacak ve tüm Türkiye’ye, bölgemize yayılacak” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, TEKNOSAB ve Lojistik Park yatırımının Bursa ve Türkiye için hayırlı olmasını diledi.

DÜNYADA YENİ DÖNEM
Dünyadaki ekonomik ve siyasi gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkilerine değinen Yılmaz, jeopolitik gerilimlerin, sıcak çatışmaların ve ticaret savaşlarının arttığı bir dönemden geçildiğini söyledi. Yılmaz, Ukrayna-Rusya savaşı, Gazze’de yaşananlar ve bölgedeki diğer gerilimlerin ekonomik sonuçlarına dikkat çekerek, birçok alanın bu gelişmelerden etkilendiğini ifade etti. Dünyada yeni bir korumacılık dalgasının yükseldiğini belirten Yılmaz, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşlarına ve Avrupa Birliği’nin sanayisini korumaya yönelik politikalarına işaret etti. Yılmaz, bu gelişmelerin yanı sıra teknolojik dönüşümün de dünyadaki ekonomik dengeleri değiştirdiğini belirterek, yeşil ve dijital dönüşümün önemini vurguladı.
“Bu yeşil ve dijital dönüşümü yakalayabilen ülkeler Türkiye’den çok daha öne geçecek” diyen Yılmaz, sosyal dönüşümün de eklenmesiyle dijital, yeşil ve sosyal dönüşümün yeni dönemin belirleyici unsurları arasında olduğunu söyledi.
“İHRACAT 370 MİLYAR DOLARA ULAŞTI”
Küresel ekonomik koşulların Türkiye’nin ihracatını da etkilediğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin ihracatının yaklaşık yüzde 70’inin Avrupa Birliği ile MENA bölgesine yapıldığını söyledi. Yılmaz, Türkiye’nin ihracat yaptığı ülkelerdeki büyümenin bu yıl yaklaşık yüzde 1,6 seviyesinde olmasının ihracat açısından bir kısıt oluşturduğunu belirtti. Buna rağmen ihracatın artmaya devam ettiğini vurgulayan Yılmaz, “Ağustos ayı itibarıyla yıllık yaptığımız mal ihracatımız 261 milyar doları aştı” dedi.
Hizmet ihracatının da 110 milyar doları aştığını belirten Yılmaz, “261 milyar dolar mal ihracatı, 110 milyar dolar hizmet ihracatı; topladığınızda 370 milyar dolara ulaşan bir mal ve hizmet ihracatımız var” ifadelerini kullandı. İhracatın niteliğinde de gelişme yaşandığını belirten Yılmaz, orta-yüksek ve yüksek teknoloji ürünlerinin ihracat içindeki payının 2023 yılında yüzde 40 iken 2024 yılında yüzde 41’in üzerine çıktığını söyledi. “Hem ihracatımızı artırıyoruz hem de ihracatımızın niteliğini artırıyoruz” diyen Yılmaz, kilogram başına ihracat değerinin de yükseldiğine dikkat çekti.
“EN BÜYÜK FIRSAT İSTİKRARLI OLMAK”
Dünyadaki belirsizliklerin Türkiye açısından bazı fırsatlar da oluşturduğunu belirten Yılmaz, bunların başında istikrarın geldiğini söyledi. “İstikrarsızlığın arttığı bir dünyada istikrarlı olmak. En büyük mesele bu. Öngörülebilirliğin azaldığı bir dünyada öngörülebilirliği sağlamak” diyen Yılmaz, Türkiye’nin siyasi istikrarını ve sahip olduğu insan kaynağını önemli avantajlar arasında gösterdi. Yılmaz, “Krizler artık istisna olmaktan çıktı, neredeyse kural haline geldi” ifadelerini kullanarak, böyle bir ortamda istikrarını koruyan ülkelerin daha fazla tercih edileceğini söyledi.
“EKONOMİK TEMELLERİMİZ SAĞLAM”
Türkiye ekonomisinin temel göstergelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, bütçe açığının milli gelire oranının yaklaşık yüzde 3 seviyesinde olduğunu belirtti.
Büyük deprem felaketinin ardından yapılan harcamalara rağmen bütçe dengesinin korunduğunu ifade eden Yılmaz, deprem bölgesine yapılacak toplam harcamanın yıl sonu itibarıyla 80 milyar doların üzerine çıkacağını söyledi. Cari açığın da yönetilebilir seviyelerde olduğunu belirten Yılmaz, geçen yıl yüzde 2’nin altına inen cari açığın enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle geçici olarak yüzde 2,6 seviyelerine çıkabileceğini ancak gelecek yıldan itibaren yeniden yüzde 2’nin altına gelmesini beklediklerini ifade etti. Kur Korumalı Mevduat uygulamasının da tasfiye edildiğini belirten Yılmaz, Merkez Bankası rezervlerinin ve bankacılık sisteminin güçlü olduğunu söyledi. “Makroekonomi temellerimiz sağlıklı, ekonomik temellerimiz sağlıklı” diyen Yılmaz, sermaye piyasalarında yaşanan sorunun ise yapısal olmadığını savundu.
Yılmaz, “Yapısal bir sorun yaşamıyoruz; belli bir alana ilişkin, kısıtlı bir alana ilişkin bir sorun yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

BÜYÜME BEKLENTİSİ YÜZDE 3,3’E ÇEKİLDİ
Türkiye ekonomisinin büyümesine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, geçen yıl yüzde 4,5 büyüyen Türkiye ekonomisi için bu yılki büyüme beklentisinin yüzde 3,3’e çekildiğini açıkladı. Buna rağmen büyüme kompozisyonunun sağlıklı olduğunu belirten Yılmaz, “Sağlıklı bir büyüme yapımız var” dedi. İç talep ile dış talebin dengeli bir yapı oluşturduğunu belirten Yılmaz, yatırımların büyümeye katkısının bir süredir tüketimden daha fazla olduğunu ifade etti. “Yatırımların büyümemize katkısı tüketimden daha fazla bir süredir” diyen Yılmaz, özellikle verimliliği artırmaya yönelik yatırımların hızlandığını söyledi.
“TEMEL MESELEMİZ ENFLASYON”
Konuşmasının ekonomi bölümünde enflasyona geniş yer ayıran Yılmaz, temel önceliğin enflasyonla mücadele olduğunu söyledi. “Temel meselemiz ne? Enflasyon. Enflasyona yoğunlaşmış durumdayız” ifadelerini kullanan Yılmaz, enflasyondaki kalıcı iyileşmenin sürdürülebilir büyüme için de zemin oluşturacağını belirtti. “Bazen ‘Enflasyon mu büyüme mi?’ diye tartışmalar yapılıyor. Orta ve uzun vadeli bakarsanız bu anlamsız bir tartışma. İstikrar içinde büyüme; esas olan bu” dedi.
Son dönemde enflasyonda yataylaşma görüldüğünü belirten Yılmaz, bunun büyük ölçüde savaş kaynaklı kalemlerden kaynaklandığını söyledi.
“SAVAŞIN ENFLASYONA ETKİSİ 7 PUAN CİVARINDA”
Yılmaz, Merkez Bankası tarafından yapılan hesaplamaya göre savaşın enflasyona yaklaşık 7 puanlık etkisinin olduğunu açıkladı. “O olmasaydı bugün yüzde 43-44’lü rakamlardan bahsedecektik” diyen Yılmaz, savaş kaynaklı etkinin geçici ve konjonktürel olduğunu ifade etti.
Enflasyonla mücadele programının kararlılıkla sürdürüleceğini vurgulayan Yılmaz, “Enflasyonla mücadele programımıza kararlı bir şekilde devam edeceğiz. Bu konuda hiçbir şüphe olmasın. İstikametimiz doğru, ana çerçevemiz doğru” dedi. Yılmaz, dışsal etkilerin programın sonuç alma sürecini geciktirebileceğini ancak kararlı bir programla hedefe ulaşılacağını söyledi.
YENİ OVP’DE REEL SEKTÖRE ÖZEL VURGU
Orta Vadeli Program’da değişen Türkiye ve dünya şartlarına göre güncellemeler yapıldığını belirten Yılmaz, ana çerçevenin ve istikametin korunacağını söyledi.
Yeni OVP’de reel sektör ve imalat sanayisine özel vurgu yapıldığını belirten Yılmaz, sanayinin gücünün korunmasının amaçlandığını ifade etti. “Ana felsefemiz genel finansal koşulları iyileştirme mücadelemizden, ana çerçevemizden vazgeçmeden; seçici olarak imalatçımızı, ihracatçımızı, KOBİ’lerimizi, esnafımızı ve çiftçimizi, kısacası üretken kesimleri koruma gayreti içindeyiz” diye konuştu.
Reeskont kredileri, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi, dijital ve yeşil dönüşüm destekleri ile istihdam başına verilen desteklerin bu yaklaşımın yansımaları olduğunu belirten Yılmaz, “Her zaman imalatçımızın, ihracatçımızın, reel sektörümüzün yanında olduk, bundan sonra da yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
KONUT VE GIDA İÇİN ÖZEL VURGU
Enflasyonla mücadelenin yalnızca para politikasıyla yürütülemeyeceğini belirten Yılmaz, maliye politikaları ve arz yönlü politikaların da devreye alınması gerektiğini söyledi. Bu kapsamda konut ve gıdayı en önemli iki alan olarak gösteren Yılmaz, 500 bin sosyal konut programının başlatıldığını hatırlattı. “Konut ve gıda meselesi. Bir ve iki numara bu: Konut ve gıda. Bu iki alan sadece para politikalarıyla aşabileceğimiz alanlar değil; arz yönlü politikalarla dengeye gelmesi gereken alanlar” dedi. Yılmaz, sosyal konut konusunda yalnızca merkezi hükümetin çabasının yeterli olmayacağını belirterek yerel yönetimler ve özel sektörün desteğini istedi.
BURSA’YA SOSYAL KONUT ÇAĞRISI
Bursa’nın konut politikalarında daha fazla gayret göstermesi gerektiğini belirten Yılmaz, özellikle organize sanayi bölgeleri ile yaşam alanlarının birbirine yakınlaştırılması gerektiğini söyledi.
TEKNOSAB’ı örnek gösteren Yılmaz, “Üretim alanlarıyla yaşam alanlarını orada buluşturmalıyız. Belki 50 bin, 100 binlik bir konut alanı düşünülmesi lazım” ifadelerini kullandı. Bursa’nın kentsel dönüşümünün de desteklenmesi gerektiğini belirten Yılmaz, Gaziantep’te organize sanayi bölgesinin yakınında oluşturulan yaşam alanını örnek gösterdi. Yılmaz, Bursa’da çalışanların OSB’lere yakın sosyal konutlara veya kiralık sosyal konutlara ulaşabilmesinin önemli olduğunu belirterek, bunun yalnızca konut sorununa değil, ulaşım ve çevre sorunlarına da katkı sağlayacağını söyledi. “Trafiği de rahatlatır bu, karbon salınımını da azaltır, işçinin verimliliğini de artırır. Çok yönlü faydaları var” dedi.
“3 ALANDA MESAFE ALMALIYIZ”
Enflasyonla mücadelede üç alanda mesafe alınmasının önemine dikkat çeken Yılmaz, özellikle konut, gıda ve ulaşımın dar gelirli vatandaşların harcama kalıplarında önemli yer tuttuğunu söyledi. Bursa’nın tarım ve gıda üretimindeki potansiyeline dikkat çeken Yılmaz, Mustafakemalpaşa, Yenişehir ve Karacabey başta olmak üzere üretimin artırılması gerektiğini ifade etti.
“Bursa bu noktada çok önemli bir ilimiz. Bu bölgede gıda üretimimiz var, daha fazla gıda üretimi olması lazım” diyen Yılmaz, tarım politikaları açısından gerekli desteğin verileceğini söyledi. Yılmaz’ın dikkat çektiği diğer başlık ise enerji oldu. Yenilenebilir ve yeşil enerjinin Bursa’nın sanayi politikalarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirten Yılmaz, TEKNOSAB’daki güneş enerjisi ve rüzgâr enerjisi çalışmalarına dikkat çekti.
“Bu hem rekabet gücünü artıracak hem enflasyonla mücadelemize katkı sunacak hem de yeşil dönüşüm politikalarımıza destek olacak” dedi. Lojistiğin de Bursa sanayisi açısından önemli olduğunu belirten Yılmaz, TEKNOSAB bünyesindeki Lojistik Park Projesi’nin önemine dikkat çekti. Demir yollarının önceliklendirileceğini belirten Yılmaz, liman bağlantılarının da bu açıdan önemli olduğunu söyledi.
“SİYASİ İSTİKRAR VE HUZUR ORTAMI BİRİNCİ ÖNCELİĞİMİZ”
Konuşmasının son bölümünde siyasi istikrar, güvenlik ve bölgesel gelişmelere değinen Yılmaz, ekonomik politikaların başarılı olabilmesi için huzur ve güven ortamının önemine dikkat çekti. “Siyasi istikrar ve huzur-güven ortamı yoksa istediğimiz kadar doğru ekonomik politikalar izleyelim, tam olarak hedeflerimize ulaşamayız” diyen Yılmaz, Türkiye’nin bölgesindeki gelişmeler karşısında istikrarını korumasının önemini vurguladı.
“TERÖRÜN MALİYETİ 2,3 TRİLYON DOLARI BULDU”
Yılmaz konuşmasının son bölümünde “Terörsüz Türkiye” başlığına da değindi.
Terörün Türkiye ekonomisine maliyetine ilişkin bir hesaplama yaptıklarını belirten Yılmaz, “Yaptığımız bir hesaba göre terörün doğrudan ve dolaylı maliyeti 2,3 trilyon doları buldu” dedi. Can kayıplarının maddi bir hesapla ifade edilemeyeceğini belirten Yılmaz, şehitlere Allah’tan rahmet, gazilere ise teşekkürlerini iletti. Yılmaz, terörün sona ermesiyle birlikte bölgede kalıcı huzur ve refah ortamının oluşmasını hedeflediklerini söyledi. “İstiyoruz ki bu kalıcı olsun, huzur olsun ve bölgemize yayılsın” diyen Yılmaz, bölge kaynaklarının bölge halklarının refahı için kullanılmasını istediklerini belirtti. Yılmaz konuşmasını, farklı kimliklerin barış, huzur ve demokrasi içerisinde yaşayacağı bir geleceğin inşa edilmesi temennisiyle tamamladı.
“BURSA, BENİM İÇİN BİR DÜNYA ŞEHRİDİR”
AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Bursa’nın üretim, ihracat ve girişimcilik kapasitesine dikkat çekerek, Bursa’nın Türkiye’nin hedefleri açısından özel bir konuma sahip olduğunu söyledi. BTSO’yu vizyoner projeleri nedeniyle tebrik eden Ala, Bursa’nın dünyanın farklı noktalarına ihracat yapan güçlü bir ekonomi oluşturduğunu belirterek, “Bursa, benim için bir dünya şehridir. Dünyadaki şehirlerle rekabet eden bir şehirdir” dedi. Türkiye’nin yeni hedefler ortaya koyduğu her dönemde Bursa’yı düşündüğünü ifade eden Ala, “Türkiye’de vizyon ortaya koyduğumuzda, bir proje ya da hedef ortaya koyduğumuzda Ankara’da ilk aklıma gelen şehir Bursa’dır. ‘Çünkü ben Bursa’yla bunu gerçekleştirebilirim’ diye düşünürüm” ifadelerini kullandı. Ala, iş dünyasının üretim ve ihracat performansının yanı sıra, hükümetin de iş dünyasının önünü açacak diplomatik ve siyasi zemini oluşturmak için çalıştığını söyledi. Türkiye’nin dünyanın en gelişmiş ve kalkınmış 10 ülkesi arasına girme hedefini hatırlatan Ala, bu hedefin ekonomi, siyaset ve demokrasi alanlarının birlikte ilerlemesiyle mümkün olacağını belirtti.
“REFORMLARI MASAYA KOYDUK”
Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecindeki reform gündemine de değinen Ala, seçimlerin ardından AB süreci devam ediyor olsaydı yapılması gereken reformları ele aldıklarını söyledi. Ala, “Avrupa Birliği süreci aynen devam ediyor olsaydı hangi değişimleri, reformları, düzenlemeleri yapacak isek onları yapmamızın önünde engel ne? Bunları yapalım ve yolumuza devam edelim” anlayışıyla çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Bu kapsamda hazırlanan çalışmaların ilgili bakanlıklara gönderildiğini ve reformların peyderpey hayata geçirildiğini ifade eden Ala, farklı sektörlerden de görüş aldıklarını kaydetti.
“BURSA, CİDDİ KATKI SAĞLAYACAK”
Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa’nın üretim altyapısı ve insan kaynağıyla Türkiye’nin kalkınma hamlesinde öncü rol üstlendiğini belirten Vali Ayyıldız, “Bursamız; güçlü üretim altyapısı, ihracat kapasitesi, girişimcilik ruhu ve nitelikli insan kaynağıyla ülkemizin ekonomik kalkınmasının öncü şehirlerinden birisi olmuştur. Otomotivden tekstile, makineden gıdaya uzanan geniş üretim yapısı; Bursa’yı Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda yarınlara taşıyacak önemli bir imkana sahiptir” ifadelerini kullandı.
Kamu ve özel sektör arasındaki iş birliğinin önemine dikkat çeken Ayyıldız, “Önümüzdeki dönemde de kamu, özel sektör ve iş dünyası arasındaki güçlü iş birliğini daha da geliştirmemiz büyük önem taşımaktadır. Bursa’nın sahip olduğu üretim kültürünü yeni yatırımlarla, teknolojik dönüşümle ve nitelikli istihdamla destekleyerek şehrimizin, ülkemizin büyümesine daha güçlü katkı sunacağına inanıyoruz. Bu anlayışla Bursa’nın potansiyeline, insanımıza ve girişimcimizin gücüne güveniyor; şehrimizi daha rekabetçi ve daha güçlü bir geleceğe taşımak için hep birlikte çalışmaya devam ediyoruz” diye konuştu.
”KOBİ OSB İLE TARİHİ BİR DÖNÜŞÜM HAMLESİ BAŞLATTIK”
BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, toplantıda yaptığı konuşmada BTSO’nun hayata geçirdiği projeleri ve kentin vizyon hedeflerini paylaştı. Konuşmasına TEKNOSAB bünyesinde temeli atılan Lojistik Park Projesi ve Hepsiburada-Hepsijet kiralama protokolüne değinerek başlayan Burkay, “Daha projemizin ilk harcını koymadan böylesine önemli iş birliklerine imza atmış olmamız, Lojistik Parkımızın sahip olduğu güçlü potansiyelin en önemli göstergelerinden bir tanesidir. İnşallah bugün atmış olduğumuz bu ilk imzayı uluslararası alanda yeni iş birlikleriyle büyüterek Bursamızın lojistik ve yatırım imkanlarını güçlendiren merkezimizin hizmete açılışını da hep birlikte yapacağız” dedi.
”İMALATÇI KOBİ’LERİMİZİN ÖNÜNÜ AÇMALIYIZ”
Bursa’da şehir içinde sıkışmış imalatçı KOBİ’lerin sanayi havzalarına taşınması gerektiğini vurgulayan Burkay, KOBİ OSB projesinin detaylarını şu sözlerle aktardı:
”Bugün 20 milyar dolarlık ihracatımızla 118 ülkeden çok daha yüksek bir ihracat performansı gösteriyorsak, 36 milyar dolarlık bir dış ticaret hacmine de ulaştıysak bu başarıdaki en önemli aktörlerimiz KOBİ’lerimizin alın teri oldu. Ne var ki bugün Bursamızda 8 binden fazla imalatçı KOBİ’miz şehrin içinde plansız alanlarda sıkışmış durumdadır. Yaşam alanlarıyla iç içe geçmiş atölyelerde, dar sokaklarda üretim yapan firmalarımız siparişe hazır, pazara hazır ama yeni bir tezgah koyacak yeri bulunmamakta. Bu firmalarımıza ‘Çok daha fazla üretin, rekabetçiliğinizi artırın, daha çok ihracat yapın’ derken önce onların önünü açmalıyız. TEKNOSAB KOBİ OSB ile yaptığımız işte tam olarak budur.”
Dönemin son meclis toplantısını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Burkay, 1 Ekim’de yapılacak oda seçimleri için tüm üyelere sandığa gitme çağrısında bulunarak konuşmasını tamamladı.







Yorumlar