İstanbul’daki sel felaketinde zarar görenler hangi hukuki yollara başvurabilir?
İstanbul’da Ekim 2026’da meydana gelen şiddetli yağış ve sel felaketi, can kayıplarının yanı sıra konutlarda, iş yerlerinde, araçlarda ve ticari işletmelerde ciddi maddi zararlara yol açtı.
Kamuoyuna yansıyan son açıklamalarda, selin toplam ekonomik zararının yaklaşık 10 milyar TL, sigorta sektörüne bildirilen tahmini hasarın ise 4,5 milyar TL seviyesinde olduğu belirtildi. Bu rakamlar kesinleşmiş tazminat tutarlarını değil, açıklanan zarar tahminlerini ifade etmektedir.
Sel nedeniyle zarar gören vatandaşlar açısından en önemli konu, zararın kimden, hangi hukuki yolla ve hangi süre içerisinde talep edilebileceğidir.
1. BELEDİYEYE VEYA İLGİLİ KAMU KURUMUNA KARŞI TAZMİNAT DAVASI AÇILABİLİR Mİ?
Selin meydana gelmesinde veya zararın ağırlaşmasında kamu idarelerinin hizmet kusurunun bulunması hâlinde idari yargıda tam yargı davası açılması mümkündür.
Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür.
Özellikle;
- Yağmur suyu tahliye sistemlerinin yetersizliği,
- Dere yataklarının bakım ve temizliğinin yapılmaması,
- Bilinen taşkın risklerine karşı gerekli önlemlerin alınmaması,
- Altyapı ve drenaj sistemlerindeki eksiklikler
nedeniyle oluşan zararlar, ilgili idarenin görev ve sorumlulukları çerçevesinde değerlendirilebilir.
Ancak kamu idaresinin sorumluluğu otomatik değildir. Hizmet kusuru, zarar ve aralarındaki illiyet bağının ortaya konulması gerekir.
2. İDAREYE BAŞVURU VE DAVA AÇMA SÜRELERİ NELERDİR?
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine göre, idari eylemler nedeniyle hakları ihlal edilen kişilerin, kural olarak;
Zararı öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl, her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde ilgili idareye yazılı başvuruda bulunmaları gerekir.
İdarenin başvuruyu reddetmesi veya 30 gün içerisinde cevap vermemesi hâlinde, idari yargıda genel olarak 60 günlük dava açma süresi gündeme gelir.
Başvurunun hangi idareye yapılacağı ve sürenin başlangıcı somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir. Doğrudan dava açılması ile ön başvuru usulü birbirinden farklıdır.
3. SİGORTA ŞİRKETLERİNDEN HANGİ ZARARLAR TALEP EDİLEBİLİR?
Sel nedeniyle meydana gelen zararların sigorta kapsamında karşılanıp karşılanmayacağı poliçenin teminatlarına bağlıdır.
Kasko sigortası: Araçta meydana gelen sel ve su baskını zararları, poliçede ilgili teminatın bulunması ve istisna uygulanmaması koşuluyla talep edilebilir.
Konut ve iş yeri sigortası: Binada, demirbaşlarda, eşyalarda ve ticari mallarda meydana gelen zararlar, poliçedeki sel ve su baskını teminatının kapsamına göre karşılanabilir.
DASK: Zorunlu deprem sigortası, sel zararlarını tek başına karşılayan bir sigorta değildir. Sel ve su baskını için ayrıca uygun sigorta teminatı bulunması gerekir.
Sigorta şirketinin talebi reddetmesi veya eksik ödeme yapması durumunda, uyuşmazlığın niteliğine göre Sigorta Tahkim Komisyonuna ya da görevli mahkemeye başvurulabilir.
Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulmadan önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılması gerekir. Kuruluşun 15 iş günü içinde cevap vermemesi veya verilen cevabın talebi karşılamaması hâlinde, diğer başvuru koşulları da mevcutsa tahkim yoluna gidilebilir.
4. SEL NEDENİYLE İŞ YERİ ZARAR GÖREN ESNAF NE TALEP EDEBİLİR?
Sel nedeniyle iş yerini kullanamayan veya ticari malları zarar gören işletmeler, hukuki sorumluluk şartlarının oluşması hâlinde;
- İş yerindeki makine, ekipman ve demirbaş zararlarını,
- Zarar gören ticari malların bedellerini,
- Onarım ve yeniden faaliyete geçme giderlerini,
- İspatlanabilir kazanç kayıplarını
talep edebilir.
Kazanç kaybı taleplerinde ticari defterler, faturalar, geçmiş dönem satış kayıtları ve mali belgeler önem taşımaktadır.
İşletmenin uğradığı zararın kapsamı ve talebin muhatabı, sigorta sözleşmesine veya zarara neden olduğu ileri sürülen kişi ya da idarenin sorumluluğuna göre belirlenir.
5. CAN KAYBI VE YARALANMA DURUMUNDA HANGİ TAZMİNATLAR İSTENEBİLİR?
Sel nedeniyle hayatını kaybeden kişilerin yakınları, sorumluluk koşullarının bulunması hâlinde Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.
Ayrıca ölüm nedeniyle manevi tazminat, yaralanma durumunda ise tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı ve şartları oluştuğunda manevi tazminat gündeme gelebilir.
Bu taleplerin hangi yargı kolunda ileri sürüleceği, zarardan sorumlu tutulan kişi veya kurumun hukuki niteliğine göre belirlenir.
6. DEVLETTEN YARDIM ALAN KİŞİLER AYRICA TAZMİNAT DAVASI AÇABİLİR Mİ?
Sel mağdurlarına yapılan sosyal yardım ve acil ihtiyaç ödemeleri, tek başına tazminat davası açılmasına engel değildir.
Ancak yapılan ödemenin hukuki niteliği, hangi zarar kalemine ilişkin olduğu ve aynı zarar için mahsup gerekip gerekmediği ayrıca incelenir.
Dolayısıyla kamu kurumlarından yardım alan kişilerin diğer hukuki başvuru hakları kendiliğinden sona ermez.
7. ZARAR GÖREN VATANDAŞLAR HANGİ BELGELERİ TOPLAMALIDIR?
Tazminat ve sigorta başvurularında zararın belgelenmesi önemlidir.
Bu nedenle vatandaşların hasar tespit tutanaklarını, olay yeri fotoğraflarını, video kayıtlarını, tamir faturalarını, ekspertiz raporlarını, sigorta poliçelerini ve kamu kurumlarına yaptıkları başvuruları muhafaza etmeleri gerekir.
Zararın kapsamı konusunda uyuşmazlık bulunması hâlinde, şartları oluştuğunda hukuk mahkemelerinden delil tespiti talep edilmesi de mümkündür.
SONUÇ
İstanbul’da meydana gelen sel felaketi nedeniyle zarar gören vatandaşların başvurabileceği hukuki yollar, zararın türüne ve sorumluluğun kaynağına göre değişmektedir.
İdarenin hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar için tam yargı davası, sigorta kapsamındaki zararlar için sigorta başvurusu ve tahkim, özel hukuk sorumluluğundan kaynaklanan zararlar için ise adli yargıda tazminat davası gündeme gelebilir.
Özellikle idari başvuru sürelerinin kaçırılmaması, zararın eksiksiz belgelenmesi ve doğru kişi veya kuruma başvurulması, hak kayıplarının önlenmesi açısından önemlidir.

Avukat Ersin KASIRGA
Yazarın profiline ve diğer yazılarına git

