8 Ekim 2026, Perşembe
↗
49,2124
55,2830
65,2393
6.530,02
12.213,58
SON HABERLER
Yazar Yazıları•Esra ÖNEN

Siyasetin gündemi başka, vatandaşın gündemi başka mı?

Yayın: 03/10/2026 11:35Güncelleme: 03/10/2026 11:4511 okunma

Türkiye’de gündem hiç şüphesiz hızlı değişiyor. Bir gün siyasetin merkezinde parti kongreleri, belediye başkanlarının açıklamaları ve siyasi polemikler var; ertesi gün Meclis’teki tartışmalar, ekonomi politikaları ya da dış politika başlıkları öne çıkıyor.

Ancak siyasetin konuştuğu gündem ile vatandaşın günlük hayatında karşılaştığı gündem her zaman aynı mı?

Bugün sorulması gereken en önemli sorulardan biri bu.

MECLİS YENİDEN ÇALIŞIYOR, VATANDAŞ İSE HAYATIN HESABINI YAPIYOR

Yeni yasama döneminin başlamasıyla birlikte Ankara’da Meclis çalışmaları yeniden hız kazandı. Önümüzdeki dönemde ekonomi, bütçe, hukuk, sosyal politikalar ve ülkenin temel meseleleri üzerine pek çok tartışma yaşanacak.

Fakat Ankara’da yapılan tartışmaların karşılığı İzmir’de, İstanbul’da, Diyarbakır’da, Artvin’de ya da Türkiye’nin herhangi bir kentinde yaşayan vatandaş açısından ne kadar hissediliyor?

Vatandaşın gündemi çoğu zaman daha sade.

Ay sonunu getirebilmek.

Kirasını ödemek.

Çocuğunun eğitim masrafını karşılamak.

Markette aynı ürünleri geçen aya göre neden daha pahalı aldığını anlamaya çalışmak.

İş bulmak ya da işini korumak.

Emekliyse maaşının yetip yetmediğini hesaplamak.

Bunlar büyük siyasi sloganlardan daha sessiz meseleler. Fakat insanların hayatına doğrudan dokunan meseleler de bunlar.

EKONOMİ RAKAMLARDAN İBARET DEĞİL

Ekonomi gündemi bunun en belirgin örneklerinden biri.

Eylül ayı enflasyon verisi 5 Ekim’de açıklanacak. AA Finans’ın anketine katılan ekonomistlerin eylül ayı aylık enflasyon beklentisi yüzde 2,18 olarak açıklandı.

Bu rakamlar ekonomi yönetimi, piyasalar ve uzmanlar açısından önemli.

Ama vatandaş açısından enflasyonun karşılığı yalnızca bir yüzde oranı değil.

Pazarda domatesin fiyatı, markette peynirin etiketi, çocuğun okul masrafı, ev kirası ve faturalar…

Nitekim TCMB’nin eylül ayı Hanehalkı Beklenti Anketi’nde vatandaşların gelecek döneme ilişkin enflasyon beklentisinin yüzde 45,60 seviyesine yükseldiği görüldü. Ankette gıda ile yakıt ve enerji, fiyat artışlarının en fazla hissedildiği ve beklenildiği gruplar arasında yer aldı.

Bu tablo bize önemli bir şeyi hatırlatıyor:

Ekonomide açıklanan rakam ile vatandaşın hissettiği ekonomi aynı kavramın iki farklı yüzü olabilir.

İZMİR’DE DE AYNI SORU GEÇERLİ

Bu tartışmayı İzmir’den bağımsız düşünmek mümkün değil.

Son günlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşme de kentin gündeminde yer aldı. Tugay, görüşmede İzmir’in gündemindeki önemli konular ve kentin geleceğine yönelik projeler hakkında bilgi verdiğini açıkladı.

Ankara’da yapılan böyle bir görüşme elbette siyasi açıdan önemli olabilir.

Fakat İzmirli açısından asıl soru belki de daha basit:

Bu görüşmenin kentte yaşayan insanların hayatına ne gibi bir karşılığı olacak?

Ulaşım rahatlayacak mı?

Altyapı sorunları azalacak mı?

Kentsel dönüşüm hızlanacak mı?

İş ve yatırım imkanları artacak mı?

Kentin kronikleşmiş sorunlarına çözüm üretilecek mi?

Vatandaş siyaseti çoğu zaman bu sorular üzerinden ölçüyor.

İNSANLAR KAVGA DEĞİL, SONUÇ GÖRMEK İSTİYOR

Siyasetin doğasında tartışma var. İktidar ile muhalefetin farklı düşünmesi, belediyelerin merkezi yönetimle farklı politikalar yürütmesi, partilerin kendi içlerinde tartışması demokrasinin doğal parçaları.

Ancak siyasetin tartışma dili ile vatandaşın beklentisi arasında bir mesafe oluştuğunda sorun başlıyor.

Çünkü vatandaşın hayatında karşılığı olmayan polemikler bir süre sonra anlamını kaybediyor.

Bir vatandaş için belediye başkanının hangi siyasi açıklamayı yaptığı kadar, otobüsün zamanında gelip gelmediği önemli.

Bir esnaf için siyasi tartışmanın yanında dükkânının giderlerini karşılayabilmek önemli.

Bir genç için siyasi söylemler kadar iş bulabilmek önemli.

Bir emekli için ülke gündemindeki tartışmalar kadar ay sonunu getirebilmek önemli.

Yani vatandaş siyasetten tamamen kopmuş değil.

Tam tersine siyaseti çok yakından takip ediyor.

Ama siyasetten beklentisi değişiyor.

Sözden çok sonuç görmek istiyor.

Esra ÖNEN

Yazarın profiline ve diğer yazılarına git