Onur Emrah Yıldız’a tek soru: Ne değişti?
Siyasette fikir değişir.
Partiler değişir.
İttifaklar değişir.
İnsanlar dün savunduğu bir düşünceyi bugün savunmayabilir.
Bunda şaşılacak bir şey yok.
Ama siyasetçinin söylediği söz kayda girmişse, hele o söz seçmene güven vermek için söylenmişse, şartlar değiştiğinde dönüp o sözün hesabını da vermek gerekir.
Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız’ın önünde bugün duran mesele tam olarak budur.
Takvimleri 4 Nisan 2026’ya çevirelim.
İzmir’in Habercisi YouTube kanalındaki yayında Yıldız’ın gündeminde yine aynı iddia vardı:
AK Parti’ye geçecek mi?
Bugün ortaya çıkmış yeni bir söylentiden bahsetmiyoruz.
Bu mesele aylar önce de kendisine sorulmuş.
Yıldız’ın cevabı ise yoruma açık değildi.
Şöyle diyordu:
“Ben CHP’li bir ailenin babanın evladıyım. Ailem, ben CHP’li değerlerle büyümüş bir kardeşinizim.”
Devamında çok daha kesin konuşuyordu:
“Ben siyaset yapıyorum, partimdeyim, hiçbir yere gitmiyorum.”
Yetmedi.
“Böyle bir şeyin olma ihtimali yok.”
Ve açıklamasını, bugün yeniden önüne konulması kaçınılmaz olan o sözlerle tamamlıyordu:
“Korkmayın, rahat olun, benim amelim sağlam.”
Nisan ayında söylenen söz buydu.
Aradan yaklaşık dört ay geçti.
28 Temmuz 2026’da Yıldız bir kez daha CHP’de kalacağını açıkladı. Siyasi mücadelesini CHP çatısı altında sürdüreceğini söyledi ve partisinin geleceğine ilişkin kurultay çağrısı yaptı.
Yani Nisan’daki söz bir anlık açıklama da değildi.
Temmuz ayında siyasi pozisyon yeniden tarif edilmişti.
Sonra eylüle geldik.
Bu kez Ankara trafiği başladı.
Onur Emrah Yıldız’ın AK Parti’ye geçeceği konuşuluyordu.
Yıldız 10 Eylül’de yeniden açıklama yaptı.
Ankara’da bulunmasının nedenlerini tek tek anlattı: İller Bankası kesintileri, SGK borçlarının yapılandırılması, bakanlıklarla görüşmeler…
Ve yine çok net bir cümle kullandı:
“Gündemimizde bunun dışında başka bir konu yoktur.”
Şimdi tarihleri yan yana koyalım.
4 Nisan:
“Hiçbir yere gitmiyorum.”
4 Nisan:
“Böyle bir şeyin olma ihtimali yok.”
4 Nisan:*
“Benim amelim sağlam.”
28 Temmuz:
CHP’de kalıp mücadeleye devam edeceği açıklaması.
10 Eylül:
“Gündemimizde bunun dışında başka bir konu yoktur.”
Ve eylülün sonunda…
Onur Emrah Yıldız’ın AK Parti’ye geçeceği artık İzmir siyasetinin en güçlü gündemlerinden biri.
Burada tartışılması gereken şey yalnızca bir belediye başkanının parti değiştirmesi değildir.
Bence çok daha önemli bir mesele var:
Bir siyasetçinin sözüne seçmen ne kadar güvenebilir?
Çünkü Nisan ayında Yıldız’a “AK Parti’ye mi geçiyorsunuz?” diye sorulduğunda cevap vermekten kaçınmamış.
“Bakalım.”
“Şartlara göre değerlendiririz.”
“Siyasette yarının ne getireceğini bilemeyiz.” dememiş.
Tam tersine ihtimali tamamen ortadan kaldırmış.
“Böyle bir şeyin olma ihtimali yok.”
İşte bugün tartışılması gereken cümle budur.
Sayın Yıldız;
O ihtimal yoksa bugün ortaya çıkan bu tablo nedir?
Varsa, nisanda neden “yok” dediniz?
O gün samimiyseniz bugün ne değişti?
Bugünkü kararınız doğruysa nisanda söylediğiniz sözleri Çiğlili seçmene nasıl açıklayacaksınız?
Dahası, açıklamasında ailesini de referans gösterdi.
CHP’li bir aileden geldiğini, CHP değerleriyle yetiştiğini anlattı.
Hatta babasının bir Alevi kurumunda yöneticilik yaptığını özellikle söyledi.
Bunların hiçbiri elbette bir insanı hayatı boyunca tek bir siyasi partiye bağlı kalmaya mecbur bırakmaz.
Kimse ailesinin siyasi tercihinin mirasçısı olmak zorunda değildir.
Fakat bunları kamuoyu önünde kendi siyasi güvenilirliğinin dayanağı olarak siz kullanıyorsanız, birkaç ay sonra siyasi pozisyonunuz değiştiğinde açıklama yapma sorumluluğunuz da büyür.
Çünkü seçmen size bu biyografiyi anlatmanızı istemedi.
Siz anlattınız.
Siz “CHP değerleriyle büyüdüm” dediniz.
Siz “hiçbir yere gitmiyorum” dediniz.
Siz “böyle bir şeyin olma ihtimali yok” dediniz.
Siz “amelim sağlam” dediniz.
Dolayısıyla bugün bu sözlerin hesabını sormak ne kişisel bir saldırıdır ne de bir siyasetçinin parti değiştirme hakkını sorgulamaktır.
Bu, son derece basit bir siyasi tutarlılık meselesidir.
Üstelik 10 Eylül açıklaması işi daha da ilginç hale getiriyor.
O tarihte AK Parti’ye geçeceği iddiası yeniden sorulduğunda Yıldız, Ankara temaslarının belediyenin işleriyle sınırlı olduğunu söyledi ve “başka bir gündem yok” dedi.
10 Eylül’den bugüne çok uzun bir zaman geçmedi.
O halde yeni bir soru daha doğuyor:
AK Parti’ye geçme gündemi tam olarak ne zaman başladı?
11 Eylül mü?
15 Eylül mü?
Geçen hafta mı?
Yoksa 10 Eylül’de kamuoyuna “başka gündem yok” denilirken zaten görüşmeler sürüyor muydu?
Bu sorunun cevabını bilmiyoruz.
Ve bilmediğimiz şeyi gerçekmiş gibi yazamayız.
Ama gazeteci olarak bu soruyu sormak zorundayız.
Çünkü siyasetçinin söylediği söz yalnızca söylendiği gün için geçerli değildir.
Arşiv vardır.
Video vardır.
Haber vardır.
Bugün dijital çağda siyasetçinin dün söylediği cümle birkaç saniyede önüne konulabiliyor.
Nisan 2026 tarihli görüntü de tam olarak bunu yapıyor.
Belki de o videodaki en talihsiz cümle “AK Parti’ye geçmiyorum” değildir.
En talihsiz cümle şudur: “Korkmayın, rahat olun.”
Çünkü bu cümle sadece siyasi bir pozisyon açıklamıyor.
Seçmenden kendisine güvenmesini istiyor.
O zaman bugün esas mesele rozet değildir.
Rozetin rengi de değildir.
Bir belediye başkanı yasal olarak partisinden ayrılabilir, bağımsız olabilir veya başka bir partiye katılabilir.
Ancak seçmenin önünde verdiği güvenceyi değiştirdiğinde, bunun gerekçesini anlatması gerekir.
Hem de birkaç yuvarlak siyasi cümleyle değil.
Açıkça.
Nisandan eylüle ne değişti?
28 Temmuz’dan bugüne ne değişti?
10 Eylül’den bugüne ne değişti?
AK Parti hakkında mı fikri değişti?
CHP hakkında mı?
Belediyenin içinde bulunduğu koşullar mı onu bu noktaya getirdi?
Yoksa siyasi geleceğine ilişkin başka bir hesap mı yaptı?
Cevap hangisiyse açıklasın.
Çünkü bugün Çiğli seçmeninin sorusu son derece basit:
Sayın Başkan, hani böyle bir şeyin olma ihtimali yoktu?
Ve belki de daha önemlisi:
Hani korkmayacaktık?

Anıl ARABACI
Yazarın profiline ve diğer yazılarına git

