İZSU’nun fatura bilmecesi: Musluk aynı, tüketim aynı, fatura neden uçtu?
Bazen büyük bir meseleyi anlatmak için onlarca rapora, yüzlerce sayfalık bütçe kitapçığına ihtiyaç duymazsınız.
Bazen iki fatura yeter.
Önümde aynı konuta, aynı sayaca ait iki İZSU faturası var. Biri 21 Temmuz 2026, diğeri 15 Ağustos 2026 tarihli.
İki faturada da tüketim aynı: 11 metreküp.
Ama ödenecek rakam aynı değil.
21 Temmuz tarihli faturada ödenecek toplam tutar 934,15 lira. 15 Ağustos tarihli faturada ise 1.382 lira.
Aradaki fark 447,85 lira.
Yani faturadaki toplam tüketim değişmemiş olmasına rağmen ödenecek tutar yaklaşık yüzde 48 yükselmiş.
Peki neden?
İşte mesele tam da burada başlıyor.
11 METREKÜP SU 440 LİRADAN 732 LİRAYA ÇIKTI
Önce rakamlara bakalım.
21 Temmuz tarihli faturada ilk sayaç okuması 12 Haziran’da, son okuma ise 21 Temmuz’da yapılmış. İZSU’nun faturasında tüketim gün sayısı 39 gün, tüketim ise 11 metreküp olarak görünüyor.
Bu dönemde suyun birim fiyatı 40 lira, atık suyun birim fiyatı ise 20 lira olarak uygulanmış. Böylece 11 metreküp için 440 lira su tüketim bedeli ve 220 lira atık su bedeli hesaplanmış.
Gelelim bir sonraki faturaya.
Bu kez ilk okuma 21 Temmuz, son okuma 15 Ağustos. Tüketim süresi 25 gün ve yine 11 metreküp.
Ancak bu faturada suyun birim fiyatı 66,56 lira, atık suyun birim fiyatı ise 33,27 lira. Sonuç olarak su tüketim bedeli 732,16 liraya, atık su bedeli ise 365,97 liraya çıkıyor.
Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var.
“İki ayda da aynı miktarda su kullandım” demek günlük tüketimin de aynı olduğu anlamına gelmiyor.
İlk faturadaki 11 metreküp 39 günde, ikinci faturadaki 11 metreküp ise 25 günde tüketilmiş.
Dolayısıyla ilk dönemde günlük ortalama tüketim yaklaşık 282 litre, ikinci dönemde ise 440 litre.
Yani ikinci dönemde günlük tüketim daha yüksek.
Bunu özellikle yazıyorum.
Çünkü mesele İZSU’yu eleştirmekse, eleştiri doğru rakamlar üzerinden yapılmalı.
Ama bu gerçek başka bir soruyu ortadan kaldırmıyor.
Tam tersine yeni bir soru doğuruyor:
Bir sayaç neden bir dönem 39 gün, hemen ardından gelen dönem 25 gün sonra okunuyor?
39 GÜN NEDEN, 25 GÜN NEDEN?
İki faturanın benim açımdan en dikkat çekici taraflarından biri bu.
İlk okuma dönemi 12 Haziran-21 Temmuz arasında 39 gün sürüyor. Ardından sayaç 21 Temmuz-15 Ağustos arasında yalnızca 25 gün sonra yeniden okunuyor.
Arada 14 günlük fark var.
Elbette sayaçların her ay aynı gün ve aynı saatte okunmasını beklemek gerçekçi olmayabilir.
Ama 39 gün ile 25 gün arasındaki fark da küçümsenecek bir fark değil.
Hele ki su tarifesinde tüketim miktarı ve tüketim aralıkları fiyatlandırmada önem taşıyorsa, vatandaşın şu soruyu sorması son derece doğal:
Sayaç okuma sürelerinin farklı olması faturadaki tarife veya kademe hesabını etkiliyor mu?
Etkilemiyorsa İZSU bunu açık biçimde anlatmalı.
Etkiliyorsa bu kez çok daha önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Vatandaşın kontrolünde olmayan sayaç okuma tarihleri nedeniyle abonenin daha yüksek bir tarifeye girmesini önleyen sistem nedir?
FATURANIN DİLİNİ VATANDAŞ ANLAYABİLİYOR MU?
İki faturayı incelerken dikkatimi çeken bir başka ayrıntı daha var.
Temmuz faturasında birim fiyat bölümünde “0,2000 – 0,3334”, Ağustos faturasında ise “0,3334 – 0,6667” ifadeleri yer alıyor.
Temmuzda bu satırın karşısında su için 40 lira, atık su için 20 lira; Ağustosta ise su için 66,56 lira ve atık su için 33,27 lira yazıyor.
Şimdi kendimize basit bir soru soralım:
Kaç vatandaş su faturasını eline aldığında “0,3334-0,6667” ifadesinin kendisi açısından ne anlama geldiğini anlayabilir?
Fatura yalnızca tahsilat belgesi değildir.
Vatandaşın kendisinden neden o paranın istendiğini görebilmesi gerekir.
Tarife değişmişse bunun anlaşılır olması gerekir.
Tüketim kademesi değişmişse vatandaş bunun nedenini görebilmelidir.
39 günlük okumanın ardından neden 25 günlük okuma yapıldığı açıklanabilmelidir.
Çünkü şeffaflık sadece rakamları faturanın üzerine basmak değildir.
O rakamların vatandaş tarafından anlaşılabilir olmasıdır.
ARTIŞIN KAYNAĞI ÇÖP BEDELİ DEĞİL
Üstelik iki faturayı karşılaştırdığımızda artışın nereden kaynaklandığını da açık biçimde görebiliyoruz.
Her iki faturada da Çevre Temizlik Vergisi 44 lira, katı atık toplama bedeli 150 lira, ilçe belediyesi faturası toplamı 194 lira ve İzmir Büyükşehir Belediyesi katı atık bertaraf bedeli 45,99 lira.
Yani bu kalemlerde iki fatura arasında değişiklik yok.
Asıl fark su ve atık su bedelinde.
İlk faturada su ve atık su toplamı 660 lira iken, ikinci faturada 1.098,13 liraya ulaşıyor.
Fark 438,13 lira.
Dolayısıyla meseleyi başka belediye kalemlerine yüklemek de doğru olmaz.
Rakamların söylediği şey açık.
İZSU’NUN CEVAPLAMASI GEREKEN SORULAR VAR
Buradan İZSU yönetimine birkaç basit soru sormak gerekiyor.
Aynı 11 metreküp tüketimin su bedeli bir faturada neden 440 lira, bir sonraki faturada neden 732,16 lira?
Su için uygulanan birim fiyat neden 40 liradan 66,56 liraya; atık su için uygulanan fiyat neden 20 liradan 33,27 liraya çıktı?
Faturalarda yer alan “0,2000-0,3334” ve “0,3334-0,6667” aralıkları vatandaş açısından tam olarak ne ifade ediyor?
Ve belki de en önemlisi:
Aynı sayaç neden önce 39 gün, ardından 25 gün arayla okundu ve bu farklılık tarife hesabına nasıl yansıdı?
Burada “İZSU yanlış hesap yaptı” demiyorum.
Elimizdeki iki fatura tek başına böyle bir hüküm vermeye yetmez.
Tam tersine, elimizdeki belgelerin kesin olarak gösterdiği rakamları ortaya koyuyor ve bunların açıklamasını soruyorum.
Çünkü gazetecilik açısından doğru olan da budur.
FATURA 934 LİRADAN 1.382 LİRAYA ÇIKTIĞINDA…
Sonuçta vatandaş tarifeleri belirlemiyor.
Sayacının hangi gün okunacağına da vatandaş karar vermiyor.
Bir önceki faturasını eline aldığında 11 metreküp tüketim karşılığında 934,15 lira ödeyeceğini görüyor.
Bir sonraki faturasında yine 11 metreküp yazıyor.
Ama bu kez karşısına 1.382 lira çıkıyor.
Aradaki fark 447 lira 85 kuruş.
Vatandaşın bunun nedenini sorması kadar doğal bir şey olamaz.
İZSU’nun da bu soruya “tarifemiz budur” demenin ötesinde, herkesin anlayabileceği bir yanıt verebilmesi gerekir.
Çünkü su temel bir ihtiyaç.
Ve temel bir kamu hizmetinin faturası, yalnızca muhasebecilerin çözebildiği bir matematik problemine dönüşmemeli.
Vatandaş musluğunu açtığında suyun akacağından, faturasını açtığında ise hesabın nasıl yapıldığını anlayacağından emin olmalı.
İzmir’de mesele bugün yalnızca suyun fiyatı değil.
O fiyatın vatandaşa nasıl anlatıldığı da en az fiyatın kendisi kadar önemli.



Anıl ARABACI
Yazarın profiline ve diğer yazılarına git


Yorumlar