İzmir’de yaşamak hâlâ güzel mi?
İzmir denince ilk olarak akla deniz, Kordon, vapur, güneş, boyoz ve gevrek geliyor. Akşamüstü sahilde yürümek, arkadaşlarla bir yerde oturup saatlerce sohbet etmek… İzmir’in kendine has bir havası var.
Ama son yıllarda akıllara başka bir soru da geliyor: İzmir’de yaşamak hâlâ güzel mi?
İzmir hâlâ güzel. Fakat bu şehirde yaşamak eskisi kadar kolay değil.
Yıllarca İstanbul’a göre daha sakin ve ulaşılabilir bir şehir olarak görülen İzmir’de bugün özellikle kira ve konut fiyatları önemli bir sorun. Bir ev bulmak zor, bulduğunuz evin kirasını karşılamak ise daha da zor. Kira, faturalar, market alışverişi, ulaşım ve diğer giderler bir araya geldiğinde insanların şehirle kurduğu ilişki de değişiyor. Eskiden “Denize yakın yaşayabilir miyim?” diye düşünen insanlar bugün önce “Bu şehirde geçinebilecek miyim?” diye düşünüyor.
İzmir’in bir diğer önemli sorunu ulaşım. Kısa bir mesafe için uzun süre trafikte kalmak artık sıradanlaştı. Özel araçta trafik ve park yeri, toplu taşımada ise kalabalık ve zaman sorunu yaşanıyor. Trafikte geçirilen saatler yalnızca ulaşım problemi değil. İnsanların ailesine, arkadaşlarına ve kendisine ayırdığı zamandan da götürüyor.
Bir de İzmir’in en önemli meselelerinden biri haline gelen Körfez kokusu var. Deniz kenarında yürürken, sahilde otururken ya da vapur beklerken hissedilen kötü koku, kentin en önemli simgelerinden biri olan Körfez’in durumunu yeniden gündeme getiriyor. İzmir deniziyle övünen bir şehir. Bu nedenle Körfez’de yaşanan sorun sadece çevre meselesi değil, aynı zamanda kent yaşamı meselesi.
İzmir sadece ekonomik olarak değil, sosyal olarak da değişiyor. Eskiden mahalle kültürünün daha güçlü olduğu anlatılıyor. Komşular birbirini tanır, esnaf müşterisini bilirdi. Şimdi aynı apartmanda yıllarca yaşayıp birbirinin adını bilmeyen insanlar var.
Şehir büyüyor, yeni binalar ve yeni yerleşim alanları oluşuyor. Ancak şehir büyürken yeşil alanların, ulaşımın, altyapının ve sosyal yaşamın da aynı ölçüde gelişmesi gerekiyor.
Bu noktada kentin yaşanabilirliği konusunda yerel yönetimlerin yanı sıra ilgili kamu kurumlarına da önemli görevler düşüyor. Ulaşım, altyapı, çevre, konut, kent planlaması ve Körfez’in temizliği gibi başlıklar farklı kurumların sorumluluk alanlarına girerken, İzmir’de yaşayan vatandaşlar da bu alanlarda somut ve kalıcı çözümler bekliyor.
Bütün bu sorunlara rağmen İzmir’i bırakmak kolay değil. Bir vapura binip denizi seyretmek, Kordon’da yürümek, Bostanlı’da oturmak hâlâ insana iyi geliyor. Bazen trafikten, kiralardan, hayat pahalılığından şikâyet ediyoruz. “Burada artık yaşanmaz” diyoruz. Sonra bir akşamüstü deniz kenarında oturup yine İzmir’i sevdiğimizi fark ediyoruz.
Bizi yoruyor ama kendisinden vazgeçirmiyor.
Bu nedenle mesele artık sadece “İzmir güzel mi?” sorusu değil. Asıl soru şu:
İzmir’de yaşayan insanlar bu şehirde gerçekten iyi bir hayat sürdürebiliyor mu ve İzmir’i güzel bir şehir olarak değil, güzel yaşanabilen bir şehir olarak koruyabilecek miyiz?

Esra ÖNEN
Yazarın profiline ve diğer yazılarına git

