22 Eylül 2026, Salı
48,8165
56,0582
65,3837
6.807,33
13.337,69
SON HABERLER
Yazar YazılarıEsra ÖNEN

Sokaktan Barınağa: Peki ya sonrası?

Yayın: 06/09/2026 09:57Güncelleme: 06/09/2026 10:0017 okunma

Sokak hayvanları meselesi uzun zamandır Türkiye’nin çözüm bekleyen sorunlarından biri. Bugün ise tartışmanın merkezinde çok daha temel bir soru var: Hayvanları sokaklardan topladığımızda sorun gerçekten çözülmüş oluyor mu, yoksa yalnızca gözümüzün önünden mi kaldırılıyor?

Bir şehrin sokaklarında daha az hayvan görmek, tek başına başarılı bir politika yürütüldüğü anlamına gelmez. Asıl mesele hayvan sokaktan alındıktan sonra başlıyor. Nereye götürüldüğü, hangi koşullarda tutulduğu, yeterli beslenip beslenmediği, tedavi edilip edilmediği ve kötü muameleye maruz kalıp kalmadığı bilinmiyorsa “toplama” bir çözüm olarak sunulamaz.

Özellikle barınakların kapasitesi ve koşulları tartışılırken çok sayıda hayvanın buralara götürülmesi ciddi endişe yaratıyor. Yeterli veteriner hekim, personel, hijyen ve yaşam alanı bulunmayan tesislerde hayvanların hastalık, ihmal, kötü muamele ve ölüm riskiyle karşı karşıya kalması ihtimali görmezden gelinemez.

Barınaklar hayvanların gözlerden uzaklaştırıldığı yerler değil, yaşamlarının korunduğu alanlar olmak zorundadır. Temiz su, yeterli beslenme, uygun yaşam alanı ve veterinerlik hizmeti birer lütuf değil; sorumlu kurumların yerine getirmesi gereken temel yükümlülüklerdir.

KAPILAR NEDEN KAPANIYOR?

Bir başka önemli sorun ise hayvanseverlerin ve gönüllülerin barınak ziyaretlerinin engellendiğine yönelik şikâyetler.

Elbette barınaklarda hijyen, güvenlik ve çalışma düzeni için belirli ziyaret kuralları uygulanabilir. Ancak bu kurallar tesisleri dışarıya tamamen kapatmanın gerekçesi haline gelmemeli. Tam tersine, kamuoyunda ölüm, ihmal ve kötü muamele endişeleri varken daha fazla şeffaflık sağlanmalıdır.

Sokaktan alınan her hayvan kayıt altına alınmalı; nereden alındığı, hangi tesise götürüldüğü, sağlık durumu, uygulanan tedaviler ve sahiplendirme süreci takip edilebilmelidir. Barınaklardaki hayvan sayıları ve ölüm verileri de düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Çünkü denetimin ve şeffaflığın olmadığı bir sistem güven oluşturamaz.

ÇÖZÜM YALNIZCA TOPLAMAK DEĞİL

Belediyelerin başarısı kaç hayvan topladıklarıyla değil; kaç hayvanı kısırlaştırdıkları, tedavi ettikleri ve sahiplendirdikleriyle ölçülmelidir.

Çözüm; kontrolsüz biçimde hayvanları barınaklara doldurmak yerine etkin kısırlaştırma programları yürütmek, yeterli veterinerlik hizmeti sağlamak, sahiplendirmeyi teşvik etmek ve terk edilen hayvan sayısını azaltmaktır. Kontrolsüz üretim ve satış da etkili biçimde denetlenmelidir.

Barınaklar gönüllülere ve bağımsız denetime açık olmalı, belediyeler hayvanseverleri karşılarında değil çözümün bir parçası olarak görmelidir.

Özetle; insanların güvenli biçimde yaşayabildiği, hayvanların da açlığa, işkenceye ve ölüme terk edilmediği bir düzen mümkün.

Bunun için yapılması gereken, sokak hayvanlarını yalnızca bulundukları yerlerden alıp barınaklara taşımak değil; sorunun kaynağına yönelik kalıcı ve denetlenebilir bir sistem kurmaktır. Kısırlaştırmanın yaygınlaştırılması, sahiplendirmenin teşvik edilmesi, barınak koşullarının iyileştirilmesi ve bu alanların gönüllülerin denetimine açık tutulması bu sistemin temel parçaları olmalıdır.

Esra ÖNEN

Yazarın profiline ve diğer yazılarına git