22 Eylül 2026, Salı
48,8172
56,0148
65,3051
6.816,29
13.337,69
SON HABERLER
Yazar YazılarıBerzan KESKİN

“Masada Olmayanlar Söz Sahibi Olamaz”: Gençliği Dinlemek Yetmez, Masayı Paylaşmak Gerek

Yayın: 01/09/2026 11:57Güncelleme: 01/09/2026 12:0033 okunma

Türkiye’de gençlik üzerine konuşmayı çok seviyoruz. Paneller, çalıştaylar, parlak afişlerle duyurulan vizyon toplantıları… Konu ne zaman “gelecek” başlığına gelse, cümleler anında süslü vaatlerle donatılıyor: “Geleceğimizin teminatı gençler…” Oysa bu cümlenin kendisi bile örtük bir ertelemenin işareti. Gençliği sürekli “yarının kurucusu” ilan etmek, onları bugünün karar mekanizmalarından uzak tutmanın en kibar yolu haline geldi.

Sivil toplumda ve yerel yönetimlerde yürüttüğüm gençlik çalışmalarında en sık karşılaştığım çelişki tam da bu noktada düğümleniyor. Karar vericiler gençleri dinlemeyi bir “lütuf”, onların fikirlerini almayı ise bir “sosyal sorumluluk projesi” olarak görüyor. Ancak katılımcı demokrasi bir lütuf değil, bir hak meselesidir. Gençlerin yaşamlarını doğrudan etkileyen kent politikalarından eğitim reformlarına, istihdam stratejilerinden sosyal haklara kadar her alanda söz sahibi olmaları bir temenni değil, zorunluluktur.

Bugün Türkiye’de kent konseylerinden gençlik meclislerine kadar pek çok katılım mekanizması mevcut. Fakat bu yapılar çoğunlukla karar alma gücü elinden alınmış, önerileri tavsiye niteliğinden öteye geçemeyen “vitrin alanlarına” dönüşüyor. Masanın ana fikri çoktan yetişkinler ve bürokrasi tarafından belirleniyor; gençlere ise sadece o kararları alkışlamak ya da önceden çizilmiş sınırlar dahilinde fikir beyan etmek düşüyor. İşte bu noktada şu soruyu sormak zorundayız: Kararların alındığı masada gerçekten yok musunuz, yoksa var gibi mi görünüyorsunuz?

Gerçek katılım, masadaki sandalyelerin sayısını artırmakla değil, o sandalyelere oturanların imza yetkisini ve veto hakkını tanımakla başlar. Gençlik meclislerinin bütçe hakkına kavuştuğu, yerel yönetimlerin karar süreçlerinde gençlerin eşit paydaş kabul edildiği ve hak temelli projelerin doğrudan uygulayıcısı olduğu bir modeli inşa etmek zorundayız. Gençlerin vizyonuna güvenmek, sadece onların enerjisinden faydalanmak değildir; risk almak, yetki devretmek ve yönetimi paylaşmaktır.

Eğer daha adil, daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir toplum hedefliyorsak, gençlik politikalarını “yardım” veya “etkinlik” parantezinden derhal çıkarmalıyız. Masada oturmayanların kendi hakları hakkında verilen kararlara seyirci kaldığı bir düzen, değişimi tetikleyemez. Artık sözü gençlere devretmekten öteye geçip masanın anahtarını paylaşma zamanı. Çünkü gerçek dönüşüm, “bizim için” değil, “bizimle birlikte” yapıldığında başlar.

Berzan KESKİN

Yazarın profiline ve diğer yazılarına git