İzmir’de siyaset değil, savrulma var!
İzmir siyasetinde artık şaşırma eşiğimiz kalmadı.
Dün CHP’de olan bugün YENİ Parti’de, bugün YENİ Parti’de olan yarın AK Parti’de. Seçmenin önüne konulan sandık ise sanki yalnızca belediye başkanlığı koltuğuna ulaşmak için kullanılan bir basamağa dönüşmüş durumda.
Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı’nın AK Parti’ye geçişi tam da bu nedenle yalnızca bir “parti transferi” olarak okunamaz.
Çünkü ortada cevaplanması gereken çok daha büyük bir soru var: Bu kentte siyasi partiler neyi yönetiyor?
CHP İzmir, yıllardır İzmir’de elde ettiği yüksek oy oranlarının yarattığı konfor alanından çıkamadı. Aday belirleme süreçlerinden örgüt-belediye ilişkilerine kadar yaşanan tartışmaların üzeri çoğu zaman “İzmir zaten bizde” rahatlığıyla örtüldü. Şimdi belediye başkanlarının isimleri başka partilerle anılıyorsa, CHP İzmir yönetiminin yalnızca gidenlere kızma lüksü yoktur.
Dönüp aynaya bakmak zorundadır.
Bir belediye başkanı partisinden kopuyorsa bunun siyasi sorumluluğu sadece o başkana mı aittir? Örgüt nerede? İl yönetimi nerede? İlçe örgütleriyle belediye başkanları arasındaki bağ neden bu kadar kolay kopuyor?
Diğer tarafta YENİ Parti var.
CHP’den kopan isimleri bünyesine katmayı siyasi başarı olarak pazarlamak kolaydı. Ancak mesele rozet takmak değil, o rozeti taşıyacak siyasi aidiyeti yaratabilmekti. Eğer dün büyük bir heyecanla saflarınıza kattığınız bir belediye başkanı bugün başka bir partinin yolunu tutuyorsa, ortada büyüme değil emanet siyaset vardır.
Siyaset transfer piyasasına dönüştüğünde kazanan parti tabelaları, kaybeden ise seçmen olur.
Üstelik mesele Fıçı ile sınırlı kalmayabilir.
Şimdi Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız’ın adı AK Parti ile anılıyor. Henüz doğrulanmış bir geçiş yok. Cemil Tugay hakkında da benzer iddialar ortaya atıldı ve Tugay cephesinden bunlar yalanlandı.
Fakat asıl vahim olan zaten iddiaların doğru olup olmaması değil.
İzmir’de bunların artık inandırıcı bulunabilmesi.
Düşünün; birkaç yıl önce CHP’nin kalesi olarak tarif edilen İzmir’de bugün belediye başkanlarının hangi partiye geçeceği üzerine siyasi toto oynanıyor.
Bu tablo kendiliğinden oluşmadı.
CHP İzmir’in örgütsel dağınıklığının, kişilere endeksli siyaset anlayışının ve seçmeni “nasıl olsa oy verir” diye gören rahatlığının bunda payı var. YENİ Parti’nin ise farklı siyasi geçmişlerden gelen isimleri ortak ve güçlü bir siyasi kimlik altında buluşturup buluşturamadığını artık ciddi biçimde sorgulaması gerekiyor.
Çünkü seçmen belediye başkanına beş yıllığına boş bir çek vermiyor.
İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil; bir programa, bir siyasi kimliğe ve bir dünya görüşüne de oy veriyor.
Bugün İzmir siyasetinin ihtiyacı yeni rozet törenleri değil, biraz siyasi tutarlılıktır.
CHP İzmir de YENİ Parti İzmir de başkalarını suçlamadan önce şu soruyu kendisine sormalı:
İnsanları kaybetmek bu kadar kolay hale geldiyse, acaba sorun yalnızca gidenlerde mi?
İzmir seçmeni artık cevabı hak ediyor.
Çünkü koltuklar siyasetçilerin olabilir.
Ama o koltuklara verilen oylar onların şahsi malı değildir.


Anıl ARABACI
Yazarın profiline ve diğer yazılarına git

