Ev kadınlarına emeklilik geldi mi?
Türkiye’de milyonlarca kadın, yıllarca bir işyerinde çalışmadı belki; ama sabahın ilk saatinden gecenin sonuna kadar bir evin bütün yükünü taşıdı. Çocuk büyüttü, yaşlı baktı, yemek yaptı, evi yönetti. Ne bordrosu oldu ne yıllık izni ne de adına yatırılmış düzenli bir emeklilik primi.
Son yıllarda ise çok güçlü bir beklenti oluştu: “Ev kadınlarına emeklilik geliyor.”
Peki gerçekten geldi mi?
İşte burada haber başlıklarıyla hukuk birbirinden ayrılıyor.
17 Eylül 2026 itibarıyla yaptığım incelemede ortaya çıkan en önemli sonuç şu: Ev kadınlarına devletin primlerin üçte birini ödeyeceği yeni sistem henüz yürürlükte olan genel bir emeklilik hakkına dönüşmüş değil. Kamuoyunda uzun süredir açıklanan bir proje ve TBMM'de konuyla bağlantılı çeşitli kanun teklifleri bulunuyor; ancak “başvurular başladı, devlet primin üçte birini ödüyor” denilebilecek yürürlükte bir düzenleme henüz yok. Nitekim TBMM kayıtlarında ev kadınlarının primlerinin kamu tarafından karşılanmasına ilişkin 2024 tarihli teklif hâlen komisyonda görünüyor.
BUGÜN EV KADINI EMEKLİ OLABİLİR Mİ?
Evet. Ama mevcut sistemde primini esas olarak kendisi ödeyerek.
5510 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigorta bunun en önemli yollarından biri.
SGK’nın 2026 tarihli güncel açıklamasına göre; Türkiye’de ikamet eden, 18 yaşını doldurmuş, zorunlu sigortalı çalışmayı gerektirecek biçimde çalışmayan ve kendi sigortalılığı nedeniyle malullük veya yaşlılık aylığı almayan kişiler isteğe bağlı sigortalı olabiliyor. Başvuru SGK’ya yapılabildiği gibi e-Devlet üzerinden de gerçekleştirilebiliyor.
Ancak burada kamuoyunda yeterince anlatılmayan çok önemli bir ayrıntı var:
İsteğe bağlı sigorta, 1 Ekim 2008 sonrasında ödenen süreler bakımından 4/b, yani Bağ-Kur kapsamında değerlendiriliyor.
Dolayısıyla “Bir miktar prim yatırayım, SSK’dan kolayca emekli olayım” şeklinde düşünmek ciddi bir hukuki ve mali hesap hatasına yol açabilir.
2026'DA AYLIK PRİM NE KADAR?
Rakam artık oldukça yüksek.
SGK’nın açıkladığı güncel verilere göre 2026 yılında en düşük kazanç üzerinden isteğe bağlı sigorta yaptıran bir kişinin ödemesi gereken aylık asgari prim 10.899,90 TL.
Prim oranı prime esas kazancın %33’ü. Bunun;
%21'i malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasına,
%12'si genel sağlık sigortasına gidiyor.
Bir yıl boyunca en düşük tutardan kesintisiz ödeme yapılırsa bugünkü rakamla:
10.899,90 × 12 = 130.798,80 TL
prim ödemesi anlamına geliyor.
İşte devlet desteği tartışmasının neden milyonlarca aile için önemli olduğu tam olarak burada ortaya çıkıyor.
DEVLET PRİMİN ÜÇTE BİRİNİ ÖDEYECEK Mİ?
Kamuoyuna açıklanan modelin temel vaadi buydu.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının resmî sitesinde yayımlanan açıklamada, ev kadınlarının emeklilik primlerinin üçte birinin devlet tarafından karşılanmasının planlandığı açıkça ifade edilmişti.
Bugünkü 10.899,90 TL’lik en düşük isteğe bağlı sigorta primi üzerinden sadece matematiksel bir örnek yaparsak:
Üçte biri: 3.633,30 TL
Kalan üçte ikisi: 7.266,60 TL
Yıllık ölçekte üçte birlik destek yaklaşık 43.599,60 TL eder.
Ancak altını kalın çizgiyle çizelim: Bu hesap mevcut prim üzerinden varsayımsal bir hesaplamadır. Bugün itibarıyla “ev kadını başvursun, 3.633,30 TL’sini devlet ödesin” şeklinde yürürlükte ve başvurusu açılmış genel bir sistem bulunduğu anlamına gelmez.
Kanun çıkmadan; kapsam, başlangıç tarihi, yararlanma koşulları ve devlet katkısının hangi prime esas kazanç üzerinden hesaplanacağı kesinleşmeden bu rakamların “kesin devlet desteği” olarak sunulması hukuken doğru olmaz.
“15 YIL EVLİ KALAN EMEKLİ OLACAK”, “25 YILLIK EVLİLİĞE EMEKLİLİK” HABERLERİNE DİKKAT
Sosyal medyada bu konuda çok sayıda birbirinden farklı bilgi dolaşıyor.
Örneğin TBMM’de 23 Ocak 2024 tarihinde sunulmuş 2/1942 esas numaralı bir kanun teklifi gerçekten mevcut. Teklif; çeşitli nedenlerle çalışma hayatına katılamayan ev kadınlarının emeklilik primlerinin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca ödenmesini ve evlilikte 25 yılı doldurma şartıyla emeklilik hakkı verilmesini amaçlıyor.
Fakat kritik kelime şudur: TEKLİF.
TBMM’nin güncel kaydında teklifin durumu “Komisyonda”. Yani bu hüküm bugün yürürlükte olan bir kanun hükmü değildir.
Dolayısıyla bugün bir kadına;
“25 yıllık evliysen artaık emeklisin.”
demek doğru değildir.
Kanun teklifi ile yürürlükteki kanun birbirine karıştırılmamalıdır.
KAÇ GÜN PRİM GEREKECEK?
Burada da herkese tek bir rakam söylemek doğru değil.
Kişinin ilk sigorta başlangıç tarihi, daha önce SSK veya Bağ-Kur hizmetinin bulunup bulunmadığı, toplam prim günü, yaşı ve son dönem sigortalılık statüsü sonucu değiştirebilir.
5510 sayılı Kanunun genel sisteminde ilk defa Kanun kapsamında sigortalı olanlarda 4/b bakımından temel kural 9.000 prim günü üzerinden kurulmuş durumda. 4/a kapsamındaki sigortalılarda ise aynı hükümde 7.200 gün öngörülüyor. Yaş şartları da prim gününün tamamlandığı döneme göre kademeli şekilde değişebiliyor.
Bu nedenle özellikle geçmişte çalışması bulunan bir kadının, yıllarca isteğe bağlı prim yatırmaya başlamadan önce hangi statüden ve hangi şartlarla emekli olacağını hesaplatması son derece önemlidir.
Çünkü isteğe bağlı sigortada geçirilen sürelerin 4/b sayılması emeklilik planlamasını doğrudan etkileyebilir.
“ÇOCUĞU OLAN KADIN DAHA ERKEN EMEKLİ OLACAK” MESELESİ
Burada da mevcut hukukla üzerinde çalışılan yeni modeller birbirinden ayrılmalı.
Bugün yürürlükte olan mevzuatta örneğin başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede ağır engelli çocuğu bulunan kadın sigortalılar için özel bir avantaj mevcut. Kanunun yürürlüğünden sonraki belirli prim ödeme günlerinin dörtte biri toplam prim gününe ekleniyor ve eklenen süre emeklilik yaşından da indiriliyor.
Fakat bu özel hükmü bütün annelere uygulanıyormuş gibi yorumlamak doğru değildir.
Ev kadınlarına yönelik yeni sistem kapsamında çocuk sayısına göre yaş veya prim avantajı sağlanacağı yönündeki çalışmalar ise ancak nihai kanun metni yürürlüğe girdiğinde kesin hukuki şartlara dönüşecektir.
EN ÖNEMLİ SORU: EV KADINLARI ŞİMDİ NE YAPMALI?
Bence mesele “hemen prim yatırın” kadar basit değil.
Öncelikle kişinin SGK hizmet dökümü çıkarılmalı. İlk sigorta başlangıcı, SSK günleri, Bağ-Kur günleri ve varsa diğer hizmetleri belirlenmeli.
Çünkü 45 yaşında ve geçmişte 3.000 günlük SSK çalışması bulunan bir kadınla, 45 yaşında olup hayatında hiç sigorta başlangıcı bulunmayan bir kadının hukuki durumu aynı değildir.
Dahası, isteğe bağlı sigorta primi 2026 yılında aylık 10.899,90 TL seviyesine ulaşmışken, yıllarca ödeme yapılmasını gerektirecek bir kararın kişiye özel emeklilik hesabı yapılmadan verilmesi doğru değildir. SGK ayrıca bir aya ait primin 12 ay içinde ödenmemesi halinde o aya ilişkin primi sonradan ödeme imkânının ortadan kalktığını belirtiyor.
EVDE ÇALIŞMAK, ÇALIŞMAMAK DEĞİLDİR
Meselenin yalnızca teknik hukuk tarafı yok.
Bir kadın 25 yıl boyunca çocuk büyüttüğünde, yaşlı anne ve babasına baktığında, evin bütün bakımını ve organizasyonunu üstlendiğinde ekonomik bir değer üretiyor; fakat klasik sosyal güvenlik sisteminde bunun karşılığında otomatik olarak prim günü oluşmuyor.
Bu nedenle ev kadınlarının sosyal güvenlik sistemine daha erişilebilir koşullarda dahil edilmesi uzun süredir tartışılıyor. Nitekim TBMM’ye 6 Ağustos 2026’da sunulan başka bir kanun teklifi de ücretsiz ev içi emek ve bakım emeğini sürekli yerine getirenlerin sosyal güvenlik haklarının düzenlenmesini amaçlıyor. Bu teklif de şu anda komisyonda.
Dolayısıyla tartışma bitmiş değil; aksine devam ediyor.
SON SÖZ: “EMEKLİLİK GELDİ” DEMEK İÇİN KANUNU BEKLEMEK GEREKİYOR
Bugün itibarıyla tabloyu tek cümlede özetlemek gerekirse:
Ev kadınlarının mevcut mevzuat kapsamında isteğe bağlı sigortalı olarak emekliliğe yönelmesi mümkün; ancak kamuoyunda uzun süredir konuşulan, primin üçte birinin devlet tarafından karşılanacağı özel ev kadınları emeklilik modelinin yürürlüğe girdiğini ve başvuruların başladığını söylemek için henüz hukuki dayanak bulunmuyor.
Bu ayrım çok önemli.
Çünkü sosyal güvenlik hukukunda umut başka şeydir, kazanılmış hak başka şeydir.
Bir açıklama yapılabilir. Bir çalışma duyurulabilir. TBMM’ye teklif sunulabilir.
Ama vatandaş açısından hakkın doğduğu noktayı belirleyen şey, nihayetinde yürürlüğe giren mevzuattır.
Evinde yıllarını ailesine veren milyonlarca kadının beklentisi ise artık yalnızca yeni bir haber başlığı değil; şartları, prim desteği, emeklilik yaşı ve başvuru tarihi açıkça belirlenmiş somut bir sosyal güvenlik hakkıdır.

Avukat Ersin KASIRGA
Yazarın profiline ve diğer yazılarına git

