“Dünyayı değiştiremeyebilirim ama…” dedikten sonra başlayan bir gençlik serüveni
Her şey, “Dünyayı değiştiremeyebilirim ama bir gencin dünyasına dokunabilirim,” fikriyle başladı. Sivil toplumun kapısından içeri ilk adımımı attığımda elimde büyük cümleler değil, sadece öğrenmeye açık bir merak vardı. Zamanla bu merak; eğitimden gençlik çalışmalarına, oradan da hak temelli projelere uzanan, hayatımın en öğretici serüvenine dönüştü.
İlk durak her zaman eğitim oluyor. Ancak buradaki eğitim, dört duvar arasına sıkışmış geleneksel yöntemlerden çok farklı. Masa başında saatlerce hazırladığınız bir atölye içeriğinin sahada gençlerin gözündeki o küçük pırıltıyla birleştiği anı görmek… İşte orası, tüm yorgunluğun bir anda buharlaşıp gittiği yer. Bir gencin kendi potansiyelini keşfetmesine tanıklık etmek, yapılabilecek en güzel rehberliğin aslında onun önünü açmak olduğunu öğretiyor.
Serüven derinleştikçe yolum gençlik çalışmalarına ve hak temelli projelere evrildi. İşin rengi de tam olarak burada değişti. Hak temelli çalışmak; sadece yardım etmek ya da bir ihtiyacı karşılamak değil, bireyin kendi haklarının bilincine varmasını sağlamak demek. Gençlerin karar mekanizmalarında aktif rol alabilmesi, seslerini duyurabilmesi ve “Ben de buradayım,” diyebilmesi için alan açmak, yürütülen projelerin kalbini oluşturuyor. Sahada dinlediğim her hikâye, bana önyargılardan arınmayı ve empatiyi bir kavram olmaktan çıkarıp yaşam biçimine dönüştürmeyi öğretti.
Elbette bu serüven sadece ilham dolu anlardan ibaret değil. Bütçe kısıtları, geceler boyu süren proje yazımları, sahadaki aksilikler ya da bürokratik engeller… Hepsi bu yolculuğun birer parçası. Ancak tam da o kriz anlarında, aynı ideale inanmış bir ekiple yan yana durabilmenin ve “Birlikte hallederiz,” diyebilmenin tadı bambaşka.
Bu yolculuk bana gösterdi ki sivil toplumda yer almak, sadece bir projeyi tamamlamak değil; sürekli dönüşen ve dönüştüren bir serüvenin öznesi olmak demek. Bir genci dinlemek, onunla üretmek ve daha adil bir dünyayı birlikte inşa etmek için atılan her adım, geleceğe bırakılmış en anlamlı iz.

Berzan Keskin
Yazarın profiline ve diğer yazılarına git

