22 Eylül 2026, Salı
48,8194
56,0443
65,3743
6.784,97
13.337,69
SON HABERLER
Yazar YazılarıAnıl ARABACI

Bir şehrin kurtuluşundan bir ülkenin kuruluşuna: 9 Eylül!

Yayın: 09/09/2026 00:00Güncelleme: 09/09/2026 01:0218 okunma

Bugün İzmir’in kurtuluşunun 104. yılı.

Takvim yapraklarında 9 Eylül 1922 yazıyor olabilir. Ama İzmir için 9 Eylül, yalnızca geçmişte kalmış bir tarih değildir. Bu kentin sokaklarında, meydanlarında, Kordon’unda ve insanlarının hafızasında yaşamaya devam eden bir dönüm noktasıdır.

Çünkü 9 Eylül, yalnızca bir şehrin işgalden kurtulduğu gün değil; yıllarca süren bir mücadelenin zafere ulaştığı ve yeni bir ülkenin kurulacağı günlere kapının ardına kadar açıldığı tarihtir.

15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgaliyle başlayan karanlık dönem, 9 Eylül 1922’de Türk ordusunun İzmir’e girişiyle sona erdi. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı, Anadolu’nun dört bir yanında büyük bedeller ödenerek kazanıldı.

O nedenle 9 Eylül’ü anlamak için yalnızca İzmir’e bakmak yetmez.

Afyon’a, Kütahya’ya, Sakarya’ya; cepheye mermi taşıyan kadınlara, evine dönüp dönemeyeceğini bilmeden savaşan askerlere ve bağımsızlık için elindeki son imkânı ortaya koyan Anadolu halkına da bakmak gerekir.

9 Eylül, bütün bu mücadelenin İzmir’de denizle buluştuğu gündür.

Ancak bana göre bugün kendimize sormamız gereken daha önemli bir soru var:

Bir kentin kurtuluşunu 104 yıl sonra kutlamak ne anlama geliyor?

Eğer 9 Eylül’ü yalnızca törenlerden, kortejlerden, konserlerden ve sosyal medyada paylaşılan birkaç cümleden ibaret görürsek, bu büyük mirasa haksızlık etmiş oluruz.

Çünkü bize bırakılan miras yalnızca kurtarılmış bir şehir değildi.

Bağımsız bir ülke, egemenliğin millete ait olduğu bir Cumhuriyet ve geleceğini kendi elleriyle kurabileceğine inanan bir toplumdu.

Tam da bu nedenle 9 Eylül’ün hemen ardından gelen süreç bizi 29 Ekim 1923’e götürdü.

Kurtuluş, kuruluşun yolunu açtı.

Bugün İzmir denildiğinde özgürlükten, Cumhuriyet’ten, çağdaş yaşamdan ve bağımsızlıktan söz ediyorsak bunun tarihsel köklerinden biri 9 Eylül’dür.

Fakat Cumhuriyet’e sahip çıkmak, yalnızca yılda birkaç kez Atatürk’ün fotoğrafını paylaşmakla olmaz.

Cumhuriyet; adalet istemektir.

Hukukun herkes için eşit işlemesini savunmaktır.

Bir gazetecinin özgürce soru sorabildiği, bir gencin geleceğini başka ülkelerde aramak zorunda hissetmediği, bir kadının yaşam biçimi nedeniyle kaygı duymadığı, insanların düşüncelerini korkmadan ifade edebildiği bir ülke için mücadele etmektir.

Ve belki de en önemlisi, umutsuzluğun normalleşmesine izin vermemektir.

Çünkü bundan 104 yıl önce bu ülkenin koşulları bugünden çok daha ağırdı.

Yoksulluk vardı.

İşgal vardı.

Savaş vardı.

Ama bütün bunların karşısında bir irade de vardı:

“Bu ülkenin geleceğini yine bu ülkenin insanları belirleyecek” iradesi.

İşte bugün 9 Eylül’den almamız gereken asıl miras budur.

İzmir, 104 yıl önce işgalden kurtuldu.

Bizlere düşen ise o kurtuluşun ardından kurulan Cumhuriyet’i demokrasiyle, hukukla, bilimle, özgürlükle ve adaletle geleceğe taşımaktır.

Çünkü bazı zaferler kazanıldığı gün sona ermez.

Onları her kuşağın yeniden anlaması, koruması ve geleceğe aktarması gerekir.

104 yıl önce İzmir’in ufkunda yükselen o bağımsızlık güneşi, bugün hâlâ bize aynı şeyi hatırlatıyor:

Bu topraklarda umutsuzluğa yer yok.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bağımsızlık mücadelesinin bütün kahramanlarını saygı ve minnetle anıyorum.

İyi ki 9 Eylül

İyi ki İzmir.

İyi ki Cumhuriyet.

Anıl ARABACI

Yazarın profiline ve diğer yazılarına git