15 Eylül’de infaz dengeleri değişebilir!
Cezaevlerinde hesaplar değişebilir: Gözler kritik toplantıda!
1/2 İNFAZ • 2/3 İNFAZ • DENETİMLİ SERBESTLİK • KOŞULLU SALIVERME • MEVCUT HÜKÜMLÜLER
Türkiye’de ceza ve infaz sistemi yeniden önemli bir tartışmanın merkezinde.
Son günlerde kamuoyunda özellikle “15 Eylül infaz düzenlemesi” olarak anılan çalışma, cezaevindeki hükümlüler kadar onların aileleri ve hukukçular tarafından da yakından takip ediliyor.
Sosyal medyada ise çok daha iddialı ifadeler dolaşıyor:
“15 Eylül’de tahliyeler başlıyor.”
“İnfaz oranı herkese 1/2 oluyor.”
“Denetimli serbestlik yeniden genişletiliyor.”
“Yeni bir af geliyor.”
Peki bunların hangisi doğru?
Öncelikle en önemli noktayı açıkça ortaya koyalım:
15 Eylül 2026 itibarıyla yürürlüğe gireceği kesinleşmiş bir genel af veya yeni infaz yasası bulunmamaktadır.
15 Eylül tarihi, kamuoyuna yansıyan bilgiler itibarıyla infaz sistemine ilişkin çalışmanın ve yeni modelin ele alınmasının beklendiği kritik bir tarih olarak öne çıkmaktadır.
Dolayısıyla 15 Eylül’ü “tahliye tarihi” olarak değil, infaz sisteminin geleceğinin daha belirgin hâle gelebileceği bir dönüm noktası olarak değerlendirmek gerekir.
EN ÇOK KONUŞULAN MODEL: 1/2 VE 2/3 İNFAZ
İnfaz hukukunda hükümlünün aldığı ceza kadar önemli bir başka soru vardır:
Bu cezanın ne kadarı fiilen infaz edilecek?
Kamuoyuna yansıyan çalışmaların en dikkat çekici başlıklarından biri, mevcut karmaşık infaz sisteminin sadeleştirilmesi.
Tartışılan modelde suçların niteliğine göre temel olarak iki farklı infaz oranının öne çıkabileceği belirtiliyor:
GENEL SUÇLAR
1/2 İNFAZ ORANI
AĞIR VE İSTİSNAİ SUÇLAR
2/3 İNFAZ ORANI
Özellikle çocukların cinsel istismarı, kadın cinayetleri, altsoy veya üstsoya karşı kasten öldürme ve terör suçları gibi ağır suçlarda daha yüksek infaz oranının korunması gündemde.
Ancak altını kalın bir çizgiyle çizmek gerekiyor:
Bu oranlar henüz kesinleşmiş ve yürürlüğe girmiş yeni bir kanun hükmü değildir.
Kanun teklifi ve nihai metin görülmeden herhangi bir hükümlü için “kesin şu tarihte tahliye olur” hesabı yapılması hukuken sağlıklı değildir.
ASIL KRİTİK SORU: CEZAEVİNDEKİLERİ KAPSAYACAK MI?
Bence tartışmanın en önemli noktası burada.
Yeni bir infaz düzenlemesinin yapılması tek başına yeterli değildir.
Asıl soru şudur:
YENİ SİSTEM MEVCUT HÜKÜMLÜLERE NASIL UYGULANACAK?
Çünkü yapılacak değişikliğin kapsamına göre binlerce hükümlünün;
koşullu salıverilme tarihi,
denetimli serbestliğe ayrılma tarihi,
cezaevinde fiilen geçireceği süre
ve dolayısıyla müddetnamesi değişebilir.
Bu nedenle düzenlemenin yalnızca oranlarına değil, geçiş hükümlerine bakmak gerekecek.
Bir hükümlü açısından bazen kanundaki tek bir geçici madde, düzenlemenin tamamından daha önemli olabilir.
DENETİMLİ SERBESTLİKTE YENİ FORMÜL GELİR Mİ?
En fazla soru aldığımız başlıklardan biri de bu:
“Denetimli serbestlik yeniden uzatılacak mı?”
Şu aşamada kamuoyunda çeşitli süreler ve modeller tartışılıyor.
Ancak bugün itibarıyla;
“Denetimli serbestlik kesin olarak 3 yıl oldu”
veya
“5 yıl denetimli serbestlik geliyor”
şeklinde kesin bir hukuki bilgi vermek mümkün değildir.
Burada kanun teklifinin ve özellikle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da yapılacak değişikliklerin görülmesi gerekir.
TCK 188, TCK 158 VE MÜKERRİRLER NE OLACAK?
Yeni düzenleme ortaya çıktığında hukukçuların ilk bakacağı yerlerden biri istisnalar listesi olacaktır.
Özellikle;
- TCK 188 – Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti
- TCK 158 – Nitelikli Dolandırıcılık
- Örgütlü Suçlar
- Terör Suçları
- Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar
- Kasten Öldürme
- Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi
bakımından yeni sistemin nasıl uygulanacağı büyük önem taşıyor.
Çünkü bir düzenlemenin genel kuralını bilmek yetmez.
İnfaz hukukunda çoğu zaman sonucu istisnalar belirler.
Örneğin genel infaz oranının 1/2 olarak belirlenmesi hâlinde dahi belirli suçların veya hükümlü gruplarının kapsam dışında bırakılması mümkündür.
Bu nedenle sosyal medyada yapılan basit “cezayı ikiye böl, tahliye tarihini bul” hesaplarına itibar edilmemelidir.
“AF ÇIKTI” DEMEK İÇİN ÇOK ERKEN
Burada önemli bir kavram karmaşası da yaşanıyor.
Af ile infaz düzenlemesi aynı şey değildir.
Af, mahkûmiyetin veya cezanın hukuki sonuçları üzerinde doğrudan etki meydana getirebilir.
İnfaz düzenlemesi ise esas itibarıyla kesinleşmiş cezanın nasıl ve ne kadar süreyle infaz edileceğini belirler.
Dolayısıyla infaz oranlarının değiştirilmesi veya denetimli serbestliğin kapsamının genişletilmesi, hukuken otomatik olarak “af çıktı” anlamına gelmez.
Bugün itibarıyla;
“GENEL AF ÇIKTI”
“15 EYLÜL’DE TAHLİYELER BAŞLIYOR”
“HERKESİN CEZASI YARIYA DÜŞÜYOR”
“3 YIL DENETİMLİ SERBESTLİK KESİNLEŞTİ”
demek için yayımlanmış kesin bir kanun metni bulunmamaktadır.
NEDEN YENİ BİR İNFAZ SİSTEMİ TARTIŞILIYOR?
Türkiye’de infaz mevzuatı yıllar içerisinde yapılan çok sayıda değişiklik nedeniyle oldukça teknik bir yapıya kavuştu.
Suç tarihi, suç türü, cezanın miktarı, mükerrirlik durumu, örgütlü suç hükümleri, koşullu salıverme oranı, denetimli serbestlik ve geçici maddeler aynı dosyada farklı sonuçlara yol açabiliyor.
Bu nedenle aynı miktarda hapis cezası alan iki hükümlünün cezaevinde geçireceği süre birbirinden ciddi biçimde farklılaşabiliyor.
Yeni çalışmanın temel hedeflerinden birinin de daha sade, öngörülebilir ve anlaşılabilir bir infaz sistemi oluşturmak olduğu görülüyor.
15 EYLÜL’DE NEYİ TAKİP EDECEĞİZ?
15 Eylül ve sonrasında önümüze gelecek açıklamalarda özellikle şu soruların cevaplarını aramak gerekiyor:
- Genel suçlarda 1/2 infaz oranı kabul edilecek mi?
- Hangi suçlarda 2/3 veya daha ağır infaz rejimi uygulanacak?
- Düzenleme mevcut hükümlülere uygulanacak mı?
- Denetimli serbestlik süresi değişecek mi?
- Mükerrir hükümlüler açısından yeni bir sistem kurulacak mı?
- TCK 188 ve TCK 158 kapsamındaki hükümlülerin durumu ne olacak?
- Örgütlü suçlar kapsam dışında bırakılacak mı?
- Düzenlemede suç tarihi bakımından bir sınır getirilecek mi?
- Mevcut müddetnameler yeniden hesaplanacak mı?
İşte gerçek anlamda tahliye hesabını değiştirecek olan sorular bunlardır.
BİR GECEDE BİNLERCE MÜDDETNAME DEĞİŞEBİLİR
İnfaz hukukunda bazen birkaç kelimelik bir kanun değişikliği binlerce kişinin cezaevinde kalacağı süreyi etkileyebilir.
Eğer yeni sistem infaz oranlarını değiştirir ve mevcut hükümlüleri de kapsayacak bir geçiş modeli getirirse, birçok dosyada yeniden infaz hesabı yapılması gündeme gelebilir.
Bazı hükümlüler bakımından koşullu salıverme tarihi öne çekilebilir.
Bazıları denetimli serbestlik kapsamına daha erken girebilir.
Bazı suçlar ise tamamen kapsam dışında tutulabilir.
Bu nedenle önümüzdeki süreçte asıl belirleyici olan söylentiler değil;
KANUN TEKLİFİNİN METNİ, TBMM’DE KABUL EDİLEN NİHAİ HÜKÜMLER ve RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANAN DÜZENLEME olacaktır.
GÖZLER 15 EYLÜL’DE
İnfaz sisteminde kapsamlı bir değişiklik yapılması artık ciddi biçimde tartışılıyor.
Ancak beklenti ile yürürlükteki hukuku birbirinden ayırmak zorundayız.
Bugün itibarıyla yeni bir genel af yok.
15 Eylül için kesinleşmiş toplu tahliye kararı yok.
Herkese uygulanacağı kesinleşmiş 1/2 infaz düzenlemesi yok.
Fakat infaz sisteminin yeniden şekillenmesine yönelik çalışma, ceza hukukunun önümüzdeki dönemdeki en önemli gündem maddelerinden biri olmaya aday.
15 Eylül’den çıkabilecek tablo bu nedenle yalnızca cezaevindeki hükümlüleri değil; ailelerini, avukatları, mahkemeleri ve infaz kurumlarını da yakından ilgilendiriyor.
Çünkü infaz hukukunda bazen bir madde değişir, binlerce tahliye tarihi yeniden yazılır.
HUKUKİ BİLGİLENDİRME
Bu yazı 5 Eylül 2026 tarihi itibarıyla kamuoyuna yansıyan bilgiler ve yürürlükteki mevzuat dikkate alınarak hazırlanmıştır. Tartışılan infaz modelleri henüz kesinleşmiş kanun hükümleri değildir. Her hükümlünün infaz hesabı; suç tarihi, suç türü, ceza miktarı, mükerrirlik durumu ve diğer özel hükümler dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir.

Avukat Ersin KASIRGA
Yazarın profiline ve diğer yazılarına git

