5 Eylül 2026, Cumartesi
48,4354
56,2404
65,4549
6.898,85
14.012,42
SON HABERLER
Yazar YazılarıAvukat Ersin KASIRGA

13.Yargı Paketi: Sırada ne var?

Yayın: 01/09/2026 08:30Güncelleme: 01/09/2026 00:5716 okunma
Henüz TBMM’ye sunulmuş kesin bir teklif metni yok. Ancak aile hukuku, nafaka, boşanma usulü ve infaz tartışmaları yeni dönemin hukuk gündemini şimdiden belirliyor. 12. Yargı Paketi henüz çok yeni. 7589 sayılı Kanun 31 Temmuz 2026’da yayımlanarak hukuk ve ceza yargılamasından icraya kadar pek çok alanda değişiklik yaptı. Şimdi ise hukuk kamuoyunun önünde yeni bir başlık var: 13. Yargı Paketi.
Burada baştan önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. 31 Ağustos 2026 itibarıyla “13. Yargı Paketi” adıyla TBMM Başkanlığına sunulmuş, esas numarası verilmiş ve maddeleri kesinleşmiş bir kanun teklifi bulunmuyor. Dolayısıyla bugün internette dolaşan “13. Yargı Paketi maddeleri” listelerini yürürlükteki hukuk gibi okumak doğru değil.
Buna karşılık yeni dönemin hangi alanlara yoğunlaşacağı konusunda güçlü işaretler var. Yargı Reformu Stratejisi aile hukukunda boşanmanın mali sonuçları, yeni bir boşanma usulü ve aile mahkemelerinin yapısı üzerinde çalışma öngörüyor. Basına yansıyan son hazırlıklarda da özellikle yoksulluk nafakası ve boşanma süreçlerinin hızlandırılması öne çıkıyor. İnfaz hukukunda ise beklenti yüksek; fakat bu alanda kesin oran, süre veya kapsam açıklamak için henüz erken.
ÖNCE ŞUNU NETLEŞTİRELİM: 13. YARGI PAKETİ ÇIKMADI
Bugün itibarıyla ortada Resmî Gazete’de yayımlanmış bir 13. Yargı Paketi olmadığı gibi, TBMM’ye sunulmuş kesin bir paket metni de yok. Bu nedenle “şu madde kesin değişiyor”, “şu suç kapsama girdi” veya “şu kadar yıl ceza indirimi geliyor” şeklindeki kesin ifadeler hukuken sağlıklı değil.
Bir düzenleme ancak teklif metni ortaya çıktığında madde madde değerlendirilebilir. Komisyon görüşmelerinde metin değişebilir; Genel Kurulda önergeyle bazı hükümler çıkarılabilir veya yeni hükümler eklenebilir. 12. Yargı Paketi süreci bunun yakın tarihli örneğidir.
ASIL GÜNDEM AİLE HUKUKU OLABİLİR
Yeni pakete ilişkin en güçlü beklentiler aile hukuku alanında toplanıyor. Bu aslında sürpriz değil. Adalet Bakanlığının 2025-2029 Yargı Reformu Stratejisi; boşanma hukukunun mali sonuçlarıyla birlikte gözden geçirilmesini, taraflar ve çocukların menfaatlerini gözeten yeni bir boşanma usulü üzerinde çalışılmasını ve aile mahkemelerinin yargılama usulünün yenilenmesini açık bir hedef olarak ortaya koyuyor.
Bu nedenle 13. Yargı Paketi denildiğinde yalnızca tek bir nafaka maddesinden değil, boşanma yargılamasının yapısını etkileyebilecek daha geniş bir değişiklik ihtimalinden söz ediyoruz.
SÜRESİZ NAFAKA TARTIŞMASI YENİDEN MERKEZDE
Son haftalarda kamuoyunda en fazla konuşulan başlık yoksulluk nafakası. Basına yansıyan hazırlıklarda süresiz nafaka yerine evlilik süresini dikkate alan süreli bir model üzerinde durulduğu, kısa evlilikler bakımından dahi belirli bir asgari sürenin öngörülebileceği ifade ediliyor.
Ancak burada dikkatli olmak gerekir: Bu formüller henüz TBMM’ye sunulmuş kanun maddeleri değildir. Dolayısıyla bugün için “nafaka artık beş yıl olacak” veya “evlilik süresinin yarısı kadar nafaka ödenecek” demek, taslak tartışmasını yürürlükteki hukuk gibi sunmak olur.
Esas mesele yalnızca nafakanın süresi de değil. Yeni model hazırlanırken nafaka alacaklısının ekonomik olarak korunması ile nafaka yükümlüsünün süresiz ve ölçüsüz bir yük altında kalmaması arasında adil bir denge kurulması gerekecek.
“Bugün için doğru cümle ‘nafaka sistemi değişti’ değil; ‘nafaka sisteminin değiştirilmesi güçlü biçimde gündemde’ olmalıdır.”
BOŞANMA DAVASI İLE MALİ SONUÇLAR AYRILABİLİR Mİ?
Uzun süren boşanma davalarının en önemli nedenlerinden biri, boşanma talebiyle birlikte nafaka, tazminat, velayet ve diğer fer’î meselelerin aynı dosyada tartışılması. Yargı reformu çalışmalarının yönü, boşanmanın kendisi ile mali sonuçların daha hızlı ve farklı bir usulle ele alınabilmesi ihtimalini güçlendiriyor.
Böyle bir model hayata geçirilirse, tarafların yıllarca hukuken evli kalmaya devam ettiği çekişmeli boşanma dosyalarında ciddi bir değişim yaşanabilir. Fakat burada da ayrıntı önemlidir. Velayet, çocukla kişisel ilişki ve aile içi şiddet iddiaları gibi meseleler sıradan bir alacak uyuşmazlığı gibi değerlendirilemez.
AİLE ARABULUCULUĞU GÜNDEME GELİR Mİ?
Aile uyuşmazlıklarında arabuluculuk uzun süredir tartışılıyor. Geçmiş Bakanlık açıklamalarında, şiddet vakaları ayrı tutulmak kaydıyla boşanmanın mali sonuçları ve bazı aile hukuku uyuşmazlıklarında arabuluculuk seçeneğinin değerlendirildiği belirtilmişti.
13. Yargı Paketi içinde böyle bir düzenlemenin yer alıp almayacağı henüz kesin değil. Eğer yer alırsa en kritik konu, arabuluculuğun hangi uyuşmazlıklarda uygulanacağı ve özellikle ekonomik ya da fiziksel güç dengesizliğinin bulunduğu ilişkilerde tarafların nasıl korunacağı olacaktır.
İNFAZ DÜZENLEMESİ BEKLEYENLER İÇİN EN ÖNEMLİ UYARI
Cezaevlerinde yakını bulunanların doğal olarak en çok merak ettiği konu infaz. Sosyal medyada denetimli serbestlik sürelerinin uzayacağı, koşullu salıverme oranlarının değişeceği veya belirli suç tarihlerine göre yeni bir düzenleme yapılacağı yönünde çok sayıda iddia dolaşıyor.
Fakat şu aşamada bunların hiçbirini kesin bir 13. Yargı Paketi hükmü olarak kabul etmek mümkün değil. İnfaz hukukunda tek bir kelime dahi binlerce kişinin tahliye tarihini değiştirebilir. Suç tarihi, suç tipi, tekerrür, içtima, koşullu salıverme oranı ve geçici maddeler görülmeden “şu kadar yıl erken çıkılacak” hesabı yapılamaz.
Bu nedenle infaz konusunda beklenti ile yürürlükteki hukuk birbirinden özellikle ayrılmalı.
GENEL AF İLE İNFAZ DÜZENLEMESİ AYNI ŞEY DEĞİL
Her yeni yargı paketi gündeme geldiğinde ilk sorulardan biri “af çıkacak mı?” oluyor. Oysa genel af, özel af ve infaz rejiminde değişiklik birbirinden farklı hukuki kurumlardır.
Bir hükümlünün cezaevinde geçireceği sürenin değişmesi her zaman cezanın ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez. Bu nedenle olası bir infaz düzenlemesini daha teklif ortaya çıkmadan “af” olarak nitelendirmek de doğru değildir. 13. Yargı Paketi bakımından bugün için doğrulanmış bir genel veya özel af hükmü bulunmuyor.
ÇOCUK ADALETİ KONUSUNDA BİR KARIŞIKLIĞA DİKKAT
Çocukların ceza sorumluluğu ve infazına ilişkin son değişiklikler zaman zaman 13. Yargı Paketi ile karıştırılıyor. Oysa Ağustos 2026’da çocuk adalet sistemine ilişkin ayrı bir kanuni düzenleme TBMM’de kabul edildi. Dolayısıyla daha önce yasalaşmış bu hükümleri, henüz metni bulunmayan 13. Yargı Paketi’nin yeni maddeleriymiş gibi sunmak doğru değil.
Yeni pakette çocuk adaletine ilişkin ilave düzenlemeler yapılması elbette mümkün; ancak bunun kapsamını ancak resmî teklif ortaya çıktığında görebileceğiz.
BİR YARGI PAKETİNDE ASIL BAKILMASI GEREKEN YER: GEÇİŞ HÜKÜMLERİ
Yeni bir kanun çıktığında kamuoyu çoğunlukla ana maddeye bakıyor. Oysa avukat açısından çoğu zaman en kritik bölüm geçici maddeler ve yürürlük hükümleridir.
Örneğin nafaka sistemi değişirse mevcut nafaka kararlarına uygulanacak mı? Devam eden boşanma davaları eski usulle mi, yeni usulle mi görülecek? İnfaz düzenlemesi gelirse hangi suç tarihleri kapsama girecek? Kesinleşmiş dosyalar bakımından yeniden değerlendirme yapılacak mı?
13. Yargı Paketi yayımlandığında gerçek hukuki tartışmanın önemli bölümü tam da bu sorular üzerinde yaşanacak.
13.YARGI PAKETİNİ OKURKEN ÜÇ AYRIMI UNUTMAYIN
Kamuoyundaki bilgi kirliliğini azaltmanın en kolay yolu üç farklı aşamayı birbirinden ayırmaktır: Bakanlık veya siyasi irade tarafından üzerinde çalışıldığı açıklanan konu, TBMM’ye sunulmuş kanun teklifi ve Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş kanun.
Bugün 13. Yargı Paketi açısından birinci aşamadayız. Bazı başlıklar güçlü biçimde tartışılıyor; ancak kesin maddeler henüz önümüzde değil. Bu nedenle hukuki bilgilendirmede en doğru ifade “değişti” değil, “değişmesi gündemde” olmalıdır.
SONUÇ: BEKLENTİ BÜYÜK, AMA HUKUKTA METİN ESASTIR
13. Yargı Paketi daha Meclise gelmeden geniş bir beklenti oluşturmuş durumda. Bunun temel nedeni de tartışılan konuların toplumun çok geniş bir kesimine dokunması: boşanma, nafaka, aile mahkemeleri ve infaz.
Ancak hukukta beklentiyle yürürlükteki kural arasındaki çizgi nettir. Bir haber, kulis bilgisi veya taslak çalışma kanun değildir. Önce teklif metnini, ardından komisyon ve Genel Kurul sürecini, son olarak da yürürlük ve geçiş hükümlerini görmek gerekir.
13. Yargı Paketi gerçekten aile hukukunda kapsamlı bir değişiklik getirirse, uzun yıllardır tartışılan bazı sorunlarda yeni bir dönem başlayabilir. İnfaz hukukunda bir düzenleme gelirse etkisi çok daha geniş olabilir. Fakat bugün için yapılması gereken, kesinleşmemiş hükümler üzerinden sonuç üretmek değil; hangi alanlarda değişiklik hazırlandığını doğru okuyup resmî metni beklemektir.
Çünkü hukukta en yanıltıcı cümle, henüz taslak aşamasındaki bir düzenleme için “artık böyle” demektir.
YAZARIN NOTU: Bu yazı 31 Ağustos 2026 tarihindeki hukuki durum esas alınarak hazırlanmıştır. 13. Yargı Paketi’nin resmî teklif metni yayımlandığında madde içerikleri ve değerlendirmeler değişebilir.

Avukat Ersin KASIRGA

Yazarın profiline ve diğer yazılarına git