12.Yargı Paketi ne getirdi?
7589 sayılı Kanun, yargının işleyişinde birçok alana dokundu. Peki vatandaş, avukat ve mahkeme açısından gerçekten ne değişti?
31 TEMMUZ 2026
31 EKİM 2026
TEMEL ETKİ
Kanunun büyük bölümü yürürlükte
11, 12 ve 22. maddeler yürürlüğe girecek
Dava, icra, ceza ve tazminat pratiği değişiyor
Kamuoyunda uzun süredir “12. Yargı Paketi” olarak konuşulan düzenleme, 7589 sayılı Kanun adıyla 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Paket tek bir alana ilişkin değil. İcra hukukundan ceza yargılamasına, işçilik alacaklarından tazminat hesaplarına, miras kalan taşınmazların satışından kanuni faize kadar oldukça geniş bir alanda değişiklik getiriyor.
Bu nedenle düzenlemeyi yalnızca hukukçuları ilgilendiren teknik bir mevzuat değişikliği olarak görmek doğru olmaz. Yapılan değişikliklerin önemli bir bölümü, mahkemeye yolu düşen veya bir alacağını tahsil etmeye çalışan vatandaşı doğrudan ilgilendiriyor. Aşağıda, paketin günlük hukuk pratiğinde en çok karşılık bulacak başlıklarını, mümkün olduğunca sade ve somut biçimde ele alıyorum.
BELİRSİZ ALACAK DAVASI KALDIRILDI
En çok dikkat çeken değişikliklerden biri, özellikle işçilik alacaklarında yıllardır yoğun şekilde kullanılan belirsiz alacak davasının kaldırılması oldu. HMK’nın 107. maddesi yeni açılacak davalar bakımından artık uygulanmayacak.
Bunun yerine kısmi dava sistemi güçlendirildi. Davacı alacağının bir kısmını dava edebilecek; gerçek miktar yargılama sırasında ortaya çıktığında, tahkikat sona erene kadar bir defaya mahsus olmak üzere talebini artırabilecek. Üstelik artırılan kısım bakımından zamanaşımı da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacak.
Bu değişiklik özellikle işçi alacaklarında önemli. Çünkü işçi, fazla mesai, ücret farkı veya başka bir alacağının tam miktarını çoğu zaman dava açarken bilemez; miktar bilirkişi hesabıyla belirlenir. Yeni sistem, belirsiz alacak davasını kaldırırken bu sorunu kısmi dava içinde çözmeyi amaçlıyor.
31 Temmuz 2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davaları ise yeni düzenleme nedeniyle ortadan kalkmıyor. Bu dosyalarda önceki sistem uygulanmaya devam edecek.
DURUŞMALAR ARASINDA KURAL OLARAK ÜÇ AY
Yargılamaların uzamasına karşı getirilen en somut düzenlemelerden biri duruşma aralıklarına ilişkin. Hukuk davalarında iki duruşma arasındaki sürenin kural olarak üç ayı geçmemesi öngörülüyor.
Daha uzun bir ara verilmesi gerekiyorsa hâkimin bunun nedenini gerekçelendirmesi gerekecek. Bilirkişi incelemesi, istinabe veya dosyanın niteliğinden kaynaklanan zorunlu hâller elbette mümkün. Ancak artık uzun duruşma aralıklarının olağan yöntem değil, istisna olması hedefleniyor.
HAGB KARARLARINDA KANUN YOLU GENİŞLEDİ
Ceza yargılamasında önemli başlıklardan biri HAGB, yani hükmün açıklanmasının geri bırakılması. HAGB kurumu kaldırılmadı; ancak bu kararlara karşı başvurulabilecek kanun yolu yeniden düzenlendi.
Koşulları varsa HAGB kararları Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesine taşınabilecek; devamında da kanuni şartlar oluştuğunda temyiz denetimi gündeme gelebilecek. Ayrıca işkence, eziyet ve kamu görevlisinin görevi nedeniyle gerçekleştirdiği bazı kötü muamele fiilleri bakımından HAGB uygulanamayacak.
Bu değişiklik, hakkında HAGB kararı verilen kişinin yalnızca kararın sonucuna değil, usul ve esas yönünden hukuka uygunluğuna da daha geniş bir kanun yolu denetimi içinde itiraz edebilmesi bakımından önem taşıyor.
IBAN KULLANDIRAN HERKES AYNI ŞEKİLDE DEĞERLENDİRİLMEYECEK
Son yıllarda nitelikli dolandırıcılık dosyalarında çok sık karşılaşılan bir tablo var: Kişi banka hesabını veya IBAN’ını bir başkasının kullanımına bırakıyor, hesap bir dolandırıcılık fiilinde kullanılıyor ve hesap sahibi sanık sıfatıyla yargılanıyor.
Yeni düzenleme, kişinin dolandırıcılık suçuna katılımı yalnızca banka hesabı, kart veya kripto varlık hesabının kullanılmasını sağlayan bilgi ya da araçları başkasına vermekten ibaretse, cezada yarı oranında indirim öngörüyor.
Ancak bu hüküm “IBAN kullandırmak artık suç değil” anlamına gelmiyor. Kişi organizasyonda görev almış, mağdurla görüşmüş, parayı çekmiş, aktarmış veya suç gelirinin paylaşımına katılmışsa dosyadaki rolü ayrıca değerlendirilecek. İndirim, eylemi gerçekten yalnızca hesabı kullandırmakla sınırlı kalan kişiler açısından önem taşıyor.
Geçiş hükümleri nedeniyle istinaf, temyiz veya infaz aşamasında bulunan bazı eski dosyalar da yeni düzenlemeden etkilenebilecek. Bu nedenle özellikle mevcut nitelikli dolandırıcılık dosyalarının, kişinin somut eylemi esas alınarak yeniden incelenmesi gerekebilir.
“Yeni düzenleme, ‘IBAN kullandırmak artık suç değil’ demiyor; kişinin suç içindeki gerçek rolünü ayırmayı amaçlıyor.”
KANUNİ FAİZDE YENİ SİSTEM
Kanuni faiz bakımından da önemli bir sistem değişikliğine gidildi. Faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranına bağlandı. Böylece ekonomik şartlar değiştikçe kanuni faiz oranının da buna uyum sağlaması amaçlanıyor.
Bu teknik görünen değişikliğin pratik sonucu önemli. Yıllarca süren bir davada hükmedilen para, düşük faiz nedeniyle enflasyon karşısında ciddi biçimde eriyebiliyordu. Yeni sistem, alacağın ekonomik değerinin korunmasını daha mümkün hâle getirmeyi hedefliyor.
DESTEKTEN YOKSUN KALMA VE BEDENSEL ZARAR TAZMINATLARINDA YENI DÖNEM
Trafik kazası, iş kazası veya başka bir haksız fiil sonucunda meydana gelen bedensel zararlar ile ölüm hâlinde talep edilen destekten yoksun kalma tazminatlarında hesap ve faiz uygulaması yeniden düzenlendi.
Geçmiş döneme ilişkin bilinen zarar ile gelecekte doğacak tahmini zarar artık faiz yönünden aynı şekilde ele alınmayacak. Özellikle geleceğe ilişkin tazminat kısmında faizin hangi tarihten başlayacağı konusunda yeni esaslar getirildi.
Bu değişiklik, ölümlü trafik kazaları ve iş kazalarında hesaplanan tazminat miktarlarına doğrudan yansıyabilecek nitelikte. Yeni sistemin hangi olaylara uygulanacağı bakımından yürürlük ve geçiş hükümlerinin ayrıca dikkate alınması gerekiyor.
MIRAS KALAN TAŞINMAZLARDA ILK SÖZ MIRASÇILARIN
Ortaklığın giderilmesi davalarında da dikkat çekici bir değişiklik var. Bir taşınmaz bütün maliklere miras yoluyla geçmişse ve mirasçılar dışında üçüncü bir kişinin mülkiyet hakkı bulunmuyorsa, satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verildiğinde ilk artırma yalnızca mirasçılar arasında yapılacak.
Örneğin anne veya babadan kalan bir ev nedeniyle kardeşler arasında ortaklığın giderilmesi davası açılmışsa, taşınmaz ilk aşamada doğrudan dışarıdan üçüncü kişilerin katıldığı bir ihaleye çıkmayacak. Öncelikle mirasçılara satın alma imkânı tanınacak.
Mirasçılar arasındaki ilk artırmada teklifin muhammen kıymetin tamamını ve kanunda öngörülen diğer tutarları karşılaması gerekiyor. İlk artırmada satış gerçekleşmezse sonraki aşamada genel satış esaslarına geçilecek.
ELEKTRONIK IHALEDE BEDELI YATIRMAYANA AĞIR YAPTIRIM
Elektronik satış sisteminde sırf fiyat yükseltmek amacıyla teklif verip daha sonra ihale bedelini yatırmayan kişilere karşı daha caydırıcı bir yaptırım getirildi.
İhalede en yüksek teklifi verdiği hâlde bedeli süresinde yatırmayan kişi hakkında, teklif ettiği bedelin yüzde 5’i oranında idari para cezası gündeme gelebilecek. Böylece elektronik ihalelerin gerçek satın alma iradesi bulunan kişiler arasında daha sağlıklı işlemesi amaçlanıyor.
İDARI YARGIDA TEK HÂKIM ALANI GENIŞLIYOR
İdari yargıda tek hâkim tarafından görülebilecek uyuşmazlıkların alanı genişletildi. 2026 yılı bakımından belirlenen parasal sınır 486 bin TL. Bunun yanında öğrencilerin bazı disiplin, not, burs ve yurt işlemleri ile kamu görevlilerinin belirli görevlendirme, izin, yolluk ve lojman uyuşmazlıkları da tek hâkimle görülebilecek dava türleri arasına alındı.
Ayrıca Bölge İdare Mahkemelerine bazı usul eksikliklerini kendilerinin tamamlama imkânı verildi. İlk derece mahkemesinin eksik bıraktığı keşif veya bilirkişi incelemesi gibi işlemler, her durumda dosyanın geri gönderilmesini gerektirmeyebilecek. Amaç, dosyaların mahkemeler arasında gidip gelmesini ve yargılamanın gereksiz yere uzamasını azaltmak.
KAÇAK SANIK SORGULANMADAN MAHKÛM EDILEMEYECEK
Ceza yargılamasında savunma hakkı açısından önemli bir güvence getirildi. Kaçak sanık hakkında yargılama yapılabilecek; ancak kişi daha önce sorgulanmamışsa mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyecek.
Bu düzenleme, ceza yargılamasında hakkında hüküm kurulacak kişinin suçlamayı bilmesi ve kendisini savunabilmesi ilkesini güçlendiren bir değişiklik olarak değerlendirilmeli.
YARGITAY CUMHURIYET BAŞSAVCISININ ITIRAZ YETKISI GENIŞLEDI
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ceza dairesi kararlarına karşı Ceza Genel Kuruluna itiraz yetkisi de yeniden düzenlendi. Kanunda belirtilen kararlar yönünden dosyanın Başsavcılığa tesliminden itibaren üç aylık itiraz süresi öngörülürken, sanık lehine yapılacak itirazlarda süre sınırı bulunmuyor.
Bu düzenleme özellikle kesinleşme aşamasına yaklaşmış ceza dosyalarında olağanüstü denetim bakımından önem taşıyor.
GENETIK VERILERIN SAKLANMASINDA YENI KURALLAR
DNA ve genetik inceleme verilerinin saklanması ve silinmesi konusunda da yeni bir sistem getirildi. Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanan dosyalar ile diğer karar türleri bakımından verilerin ne kadar süre tutulacağı ve hangi şartlarda imha edileceği yeniden düzenlendi.
Kişinin, saklama amacının ortadan kalktığını veya haklı bir sebebin bulunduğunu ileri sürerek verilerin silinmesini talep edebilmesi de kişisel verilerin korunması açısından dikkat çekici bir güvence.
HUKUKI MESELE BILIRKIŞIYE BIRAKILAMAYACAK
Yargılamaların uzamasına neden olan sorunlardan biri de hukuki nitelikteki konuların gereksiz şekilde bilirkişiye gönderilmesiydi. Oysa bilirkişinin görevi hukuki değerlendirme yapmak değil; özel veya teknik bilgi gerektiren bir konuda mahkemeye yardımcı olmaktır.
Yeni düzenleme, hâkimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek bir konuda bilirkişiye başvurulmasını disiplin yönünden de sonuç doğurabilecek bir davranış hâline getiriyor. Bu hükmün amacı hem bilirkişinin rolünü doğru sınırlandırmak hem de gereksiz raporlar nedeniyle uzayan yargılamaları azaltmak.
NOTERLIK IŞLEMLERINDE DIJITALLEŞME GENIŞLIYOR
Noterlik evraklarının mahkemelere, savcılıklara ve diğer yetkili makamlara gönderilmesinde elektronik yöntemlerin kullanımı genişletildi. Onaylı örnekler şartları varsa taranarak güvenli elektronik imzayla gönderilebilecek.
Bu değişiklik tek başına büyük bir reform gibi görünmeyebilir; ancak yazışma sürelerinin kısalması ve dosyaların fiziki evrak beklemesinin azalması bakımından uygulamada zaman kazandırabilecek bir düzenleme.
31 EKIM 2026’DA YÜRÜRLÜĞE GIRECEK ÜÇ MADDE
7589 sayılı Kanunun büyük bölümü 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdi. Ancak 11, 12 ve 22. maddeler için üç aylık geçiş süresi öngörüldü ve bu hükümler 31 Ekim 2026’da yürürlüğe girecek.
11 ve 12. maddeler, vesayet altındaki kişilerin taşınır ve taşınmazlarının satışında elektronik satış sisteminin kullanılmasına ilişkin yeni düzenlemeler getiriyor. Vesayet makamı tarafından satışına karar verilen malvarlığı değerlerinin elektronik ortamda satışına ilişkin usul daha belirgin hâle getiriliyor.
22. madde ise HMK’nın 149. maddesi kapsamında ses ve görüntü nakli yoluyla duruşma, yani SEGBİS/e-Duruşma uygulamasını ilgilendiriyor. Uzaktan katılım sırasında kimlik tespiti, tutanak ve imza süreçlerinin elektronik sistem üzerinden daha işlevsel yürütülmesini sağlayan düzenleme 31 Ekim’de devreye girecek.
PAKETTE OLMAYANLARI DA DOĞRU BILMEK GEREKIYOR
12. Yargı Paketi hakkında kamuoyunda tartışılan her başlık yasalaşmış değil. Paket genel af getirmedi. İki aşamalı boşanma sistemi ve nafaka reformu gibi bazı tartışmalar nihai kanun metninde yer almadı. Bilgisayar ve dijital cihazlarda arama ve el koymaya ilişkin teklif hükmü de yasalaşmadı.
Aynı şekilde teklif aşamasında gündeme gelen, idare aleyhine para alacağına ilişkin ilamın icraya konulmasından önce idareye başvurma zorunluluğu da nihai metinde bulunmuyor. Bu ayrım önemli: Teklifte konuşulan hüküm ile Resmî Gazete’de yayımlanan kanun aynı şey değildir.
SONUÇ: MESELE SADECE KANUNU DEĞIŞTIRMEK DEĞIL
12. Yargı Paketi, kamuoyunda zaman zaman yalnızca “af” veya “IBAN düzenlemesi” üzerinden konuşulsa da etkisi bundan çok daha geniş. Bir işçinin alacak davasını nasıl açacağından, trafik kazasında hayatını kaybeden kişinin ailesine ödenecek tazminata; aileden kalan evin nasıl satılacağından, bir HAGB kararının hangi mercide inceleneceğine kadar günlük hukuk pratiğini doğrudan etkileyen hükümler var.
Ancak her yargı paketinde olduğu gibi burada da gerçek başarı, kanunun kaç maddeden oluştuğuyla ölçülmeyecek. Duruşmalar gerçekten üç ayı geçmeden yapılabilecek mi? Gereksiz bilirkişi raporları azalacak mı? İstinaf incelemeleri hızlanacak mı? Elektronik yargılama uygulamaları vatandaşın işini kolaylaştıracak mı?
Çünkü vatandaş açısından hukuk reformunun ölçüsü, Resmî Gazete’de kaç maddenin değiştiği değil; adliyeye girdiğinde hakkına daha hızlı, daha kolay ve daha adil biçimde ulaşıp ulaşamadığıdır.
Not: Yazı, 7589 sayılı Kanunun yürürlük ve geçiş hükümleri esas alınarak hazırlanmıştır.

Avukat Ersin KASIRGA
Yazarın profiline ve diğer yazılarına git

